Tuhaf Bir Gençlik Mâcerâsı Şiiri - Yorumlar

İbrahim Bülbül
8

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Sıhhiye köprüsü ve ıhlamur ağaçları Altından geçip gider kuşluk vaktinde zaman Koyu karanlık gözleri aydınlatır ruhumu Eteklerinden esen fırtınada duramam İkimiz sığmıyoruz bir kapıdan girmeye Aramıza giriyor yılansı bir soğukluk Kavuruyor derimi cin ve şeytan nefreti İçimdeki meleğin sesinden bir burukluk Peşinden koşmalısın tutmalısın elinden Çok hızlı dikeliyor nabzımda basamaklar Nefesimi tıkıyor çıkacağım merdiven Tırmalıyor duvarı parçalanmış tırnaklar Üstüme abanıyor bu soğuk taş yığın Bana hiç benzemiyor duvardaki resimler Kemiriyor papazlar peygamber imanını Bir maymunu kutsuyor rengimdeki köleler Izdırabıma şahid elif be tecrübesi Okunuyor gelecek bir kâhin nefesiyle Çınlıyor kulağında taş duvarların sesi Kapanıyor kitaplar bir kirpik darbesiyle Bir cerrahın neşteriyle bölünüyor bedenim Atıyorum çöplüğe ömrümün ilk yazını Hiçbir nikâh defteri birleştirmez bilirim Bir bekçinin oğluyla bir subayın kızını İncittiysem gönlünü iki göz arasında dettendir taşlanır tüm meyveli ağaçlar Hükmünü infaz eyle Hira mağarasında Başımda mola versin Belkıs’a giden kuşlar Bahar rüzgârlarıyla dalgalanır gök ekin Yelkenli bir yükselir bir alçalır açıkta Kalbimden geçenleri anlamıyor gözlerin Ruhum asılı durur bu karanlık boşlukta Palandökene karlar her yerden evvel yağar Donar tüm ümitlerim zemheri soğuğunda Kuşların kanadını ölüm kokusu sarar Sonlanır tüm seferler Azrail kovuğunda Erciyesin sırtından doğar bir çöl güneşi Kızarırken bilekler develer gölge arar Her Kerem’e bir Aslı gönle gençlik ateşi Düşer taze çağında ölene kadar yanar Bir parya on diploma alsa brahmanlardan Gene ona memnudur kasdın ilk basamağı Kader tevarüs eder evlâda babasından Düz yola ters basmağa mahkûm olur ayağı Aslanın yelesinde hüzmelenirken gurur Görülmez ceylanların yüzündeki tevazu Her gece yarasalar gözlerinden vurulur Sabah tekrar kurulur hayat denilen pusu Kemikleri sayılan bir fakir ölüsünün Kabrini ziyarete çıyanlar bile gitmez İçinde kaç ruh yaşar bu derin kan gölünün Kılıcına su vermiş cengâver dahi bilmez En son çare kökünden kesmek ıhlamurları Ve yıkmaktır köprüyü akmasın diye zaman Engerekler mevsimlik uykusuna yatmalı Vaz geçmeli cemreler toprağı uyarmaktan 1979-1982

Tamamını Oku

Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta