Bengaleş'ten geliyorum,
Başım toz toprak, tam bir bemgılım
Raylarda cesedim.
Elime bakın, ayasına yazılanlar
Alın yazım, yüz karam
Naylon torbada ayak parmağım,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sayın TAN, burada iyi niyetle eleştirilerin yapıldığının bir kere ilke olarak varsayılması gerekir. En azından edebiyat alanında bir profesyonel olan benim Günün Şiirinde neden ben burada değilim kaygım hiç yok, olmadı ve olmayacak. Bunu hiç ama hiç önemsemiyorum. Önemsesem, Antoloji.com'da yetkili şair de olurum. Bunu bile yapmıyorum. Çünkü buna gereksinmem yok. Benim kitaplarım iyi yayıneveleri (YKY, P Kitaplığı, İş Bankası Kültür ve Sanat gibi) tarafından yayımlandığı için böyle komplekslerim ve gereksinimlerim söz konus değil. Bu platforma girerek Türk şiirinin niteliğinin artırılması ve daha iyi ürünlerin ortaya çıkması için çaba harcıyorum. Israrla muhalefet etmiyorum. Israrla kötü ürünler konuluyor ve ben bu kötü şeylere eleştiri getiriyorum. Hiç kimseye hak etmediği bir övgüyü veya olumsuz eleştiriyi getirmek gibi bir çaba içinde değilim. Kötü şeyler yazanlara çok fazla kızmıyorum; ama o kötü şeyleri şiir kabul edenlere ve hatta günün şiri diye bize sunanlara çok ama çooookkkk kızıyorum. Daha çok da, bu kötü şeylere övgüler yağdıranlara kızıyorum. Ülkemin yazgısını da ne yazık ki bu tür yağdanlıklar ve yalakalar belirliyor... Yazınızdaki noktaları anlayamadm. Tüm okurlara açıklama uyagrlığını gösterirseniz sanırım aydınlatıcı olacak!... Burada birbirimize imalarda bulunmaya gerek yok. Ürün kötüyse kötüdür. Bunu yalaka ve yağdanlıkların övgüleri ne yazık ki Şİİr yapmayacak. Sadece o kötü şeyi yazan kişi böyle hak edilmeyen övgüler karşısında asla iyi ürün ve şiir veremeyecek... Dostlara sevgilerle...
Şair özgün bir tarz oluşturmuş. Öykünmeci zihniyetten uzak..! Güzel, bu ve diğer şiirleri de..
Anlamadığım nokta, buraya alınan hiç bir şiir beğenilmiyor kolay kolay. Israrla salıdır var gibi..ama gibi. Şair çok ünlüyse şayet, 'antoloji üyeleri neden teşvik edilmiyor, neden günün şiiri aramızdan birine ait değil' diye veryansın edenler, antoloji üyelerine bu sayfada gördüklerinde ise ' bunca şiir arasından bunu mu layık gördünüz? başka şiir mi yok' diye değişken bir tavır alırlar. Hepimizin amacı aynı: BEN NEDEN BURDA DEĞİLİM. O zaman özeleştiri yapmamız lazım birazda.
..............
..........................
................................
günün şiiri hagi kriterler baz alınarak seçildiğini gerçekten bende merak ediyorum şiir iyi veya kötü demek haddime değil yazan kalemi kutluyorum herhalde bu şiiri yazan şair kardeşim bu şiiri kendisi günün şiiri yapmadı antolojinin değerli yöneticileride sadece kendi insiyatifiyle günün şiir lerini belirlediğini sanmıyorum ama gerek günün şiiri olsun gerek A listesi ,gerek top 100 şiir olsun bunların hepsi seçilme kriterleri belirlenmeli ve bu kriterler antoloji tarafındana çıkça şairlere duyrulmalıdır gerekirse bu kriterler şairlerinde fikirleri alınarak belirlenmelidir tabiki herzaman övgü ve eleştiri olacaktır bu gayet normal ama her günün şiirinde eleştiri dahada ağrlıklı bunun nedeni araştırılmalı örneğin popüler okunma oranı baz alınacaksa şiirin kayıt tarihide gözönüne alınmalı bir ay önce yayınlanmış bir şiirle bir ay sonra yayınlanmış bir şiirin popüler okunma oranı baz alınması ne kadar doğru bilmiyorum öle sanıyorum ki antolojinin değerli yöneticileri bu sorunların tamamının bilincinde yakın bir gelecekte bu tür konular ele alınacağını düşünüyorum bu günün şiirini yazan şaire yorum yapan tüm arkadaşlara ve antolojinin tüm değerli mensuplarına saygılar sunuyorum.
Güzel bir şiir tebrikler.
Ey okuyan !...Darılma...Ve de kızmasın kimse.../Aklınızın hiç almadığı sözler dedimse.../Bütün yorumlarım,şaka ile karışıktır ;/İster hemen reddet,istiyorsan benimse...
Gelelim günün şiirine :
Ey şiir yazdım diyen,sen ne diyorsun ?...Ne işler peşindesin,ne ediyorsun ?...Diyorsun ki 'cesedim raylar üstünde' ;Öyleyse kalkmış nereye gidiyorsun ?...///Nişanlın pencerede,sen de yoldasın...Hangi çetin işlerde,bozuk haldesin?...Kim kopardı,parmağın neden torbada ?;Hindistan'dan geliyor müştekî sesin...///Zâten çok zor iştir yaşamak,kolay ne ?...Ağa olan kim,bakan bey kim,olay ne ?...Şiir,karışmış meçhûlün müphemine...Mâdem güzel sevgilin seni bekliyor ;Aslâ dönmem deme de dön git evine...///Niçin Bengaleş veyâ Bengaldeş'desin ?...Kaçkın mısın,tayfa mı,söyle sen nesin ?...Hangi cevr ü cefâ'lar sürdü oraya ?;Vasat şiir yazdırmış,bunu bilesin...
çırılçıplak bir yazı....
Deprem...!
Ben artık yoruldum. Neredeyse PES edeceğim. Sayın Antoloji.Com yetkilileri ne olur, yalvarıyorum buraya ne zaman ŞİİR koyacaksınız? Günün Şiiri bölümünde artık birazcık arada bir de olsa şiir görmek istiyorum... Bu konulan parça için Sayın YURTSEVER Kardeşime birşey demiyorum. İyi niyetle kaleme alınmış duygular. Ama hepsi hepsi o kadar...
bir şair daha kazandım...
Merhaba,harika ötesi,bir şiir.Kaleme alan değerli şair arkadaşı kutlarım.Günün şiiri seçenleride tebrik ederim.Saygılarımla......
Dr.İbrahim Necati Günay
( www.ultrailan.com )
Bu şiir ile ilgili 22 tane yorum bulunmakta