Trabzon ve karadeniz
Türkdur pontos deyil
Pontosda türk ismidir
Hem türk hemde ehil
Türküm demek suc oldu
Neyazikki bu dönemde
Türk olmasa tarihde
ne yazilir bu evrende
Tarihteki eski rumlar
Romaya bagli bir irk
Asla yunan deyiller
Bu tarihler fisirik
Tarihini bilmeyenler
Soyunuda hic bilmez
Atasini tanimiyan
Yasamistir hep melez
Türklük budevir yasak
Kürtcülük moda simdi
Yönetenler türk deyil
Melezsoyundan kendi
Pontos deniz demekdir
Yasayan halk pontoslu
Türkün nesli turani
Türkiyem anayurdu
Trabzon da ilk yerli
Haldiler ve sakalar
Cebniler daha sonra
Iskit türküyle varlar
Türkün soyu olmasa
Hic tarih yazilmazdi
Tarihi yazan sanli kilan
Elbetde türk oglu vardi
Karadenizin baskenti
Tabiki trabzon sehri
Ta türkistandan akar
Türk soyunun nehri
Pontos deyince akla
sakin yunan gelmesin
Pontos deyince ancak
Karadeniz türk gelsin
Ilkdefa trabzona rizeye
Sumerler iskitler geldi
Dahasonra sakalar cebiler
Haldiler türkü yerli oldi
Karadeniz türk denizi
Türkün özbeöz gölü
Bütün türklere bakar
Karadenizin gözü
Soy sop aramak irkcilik değil
Türkü yazmak ve arastirmak
Tam ilmi Tarihi birgörevdir
Türkü tanimak ayrica bir ödevdir
Karadeniz insani trabzon
Türkiyenin türkün sigortasi
Trabzonlu caliskan mert
Trabzonun eksik olmaz corbasi
Selam karadenize
Selam sevgi trabzonuma
Selam türkün soyuna
selam sanli bayragima
sait sezgin yazar tarihi
Bilinsin insanlik nevar
karadeniz trabzonda
Öz be öz türkler yasar
Sezgindir soyadim benim
Uzungöl köyüm beldem
Kirk iki sene kurbet elde
Neyleyim negelir elden
Berlinden sevgilerle uzungölbeldem Sait sezgin
5 / 12 / 2011 karadenize ve trabzona sirimdir
..
Her şeyi erteler de o ertelenmez
Gözlerden girer, insana gömülür aşk.
Köprüler kurar, gökkuşağı…
Çıplak ruhlara giydirir yaprakları
Başlar yenilgisinden haz aldığımız tek savaş…
..
Neden böyle hicrana bürünürsünüz dağlar?
Zamanın aksine genç görünürsünüz dağlar
Bu kızıl akşamların taşırsınız yasını
Sis çökmüş ufuklarda dövünürsünüz dağlar
Destanlaşan aşkları taşıyıp bağrınızda
..
Gol atmak çok zor idi bir zaman bize hani
Şimdi Trabzon defansı oldu yol gecen hanı
Kalecimiz Jefferson Brezilyanın umudu
Dört top gelmişti ona üç tanesi gol oldu
Tolgaya alternatif alınmış idi Eller
..
Yüreğin merkezine cemre düştüğü zaman
Bir kez olsun mâziye bakar mısın ay yüzlüm?
Elimde kırmızı gül senden dilerken aman
Nemrut’un ateşinde yakar mısın ay yüzlüm?
Sımsıkı bağlanmışım saçlarının teline
Kapılmış gidiyorum muhabbetin seline
..
sezar’ın
sezaryenine inat
direndi anaç…
bohçacı kadın sunağı
duruş… kıymetli!
..
Kerkük, Musul benim ilim,
Bağlı ayağım ve elim,
Sedleri yıkacak selim,
Ben Kerkük' ün aşığıyım.
Gülü kopardılar dalından,
Arıyı, ayırdılar balından,
..
Kırmızıyla beyaz fosforu
Yansıtan direklerin arasında
Gecenin karanlığında
İnişi çıkışı
Gidişi gelişi olandır
Yol
Bizim Melahat’a da yollu diyorlar
..
Güneş gurup ediyor Ordu sahillerinde
Bir meltem esiyor ılgıt ılgıt,mağrur
Geride kalan mahzun,ıssız,köhne bir sahil
Ve kıyıda nefret kokan dehşet dolu dalgalar
Ordu sahilleri ıpıslak,gözyaşı dolu
Bir şeyler eksik şimdi yeri dolmayan…
İlk göz ağrım,tek tesellim sevgilim
..
Bırak gözyaşını,aksın,durulsun
Can evime aşkın tahtı kurulsun
Varsın bu kalp senin için yorulsun
Gönül kapısını çal benim için
Yarama bastığım kezzap,tuzumsun
Çoğumdan ayrılan parçam,azımsın
..
kınına veda eden hançerdim
tutup kenara çektiniz kenti.
ağaca ilk tırmanan çocuk
ısırılan ilk kiraz
anlayabilir beni.
Evler, tanıdık değiller…
..
Küskünüm ben feleğe,düştüm gurbet ellere
Düşünceliyim neye, düştüm gurbet ellere.
Yollara bakakaldım, hayallere hep daldım,
Derdime dertler kattım,düştüm gurbet ellere.
Kuşlar oldu yoldaşım,ne hale düştü başım,
..
Hangi insan arzular kardeş kanı içmeyi
Kimse kabullenemez barıştan vazgeçmeyi
Atalarımız der ki: “Zorla iyilik olmaz”
Zorla iyilik olsa onda bir değer kalmaz
Dargınlıktan ne çıkar,önemli olan barış
..
Nâzik tatlı dilini
Sımsıcacık elini
O ceylan gözlerini
Hiç unutamıyorum
Kalbinin gülüşünü
..
Güzel bir yaşam niyetti
Yaşanmayan hak diyetti
....................................
Urba ile çarık yetti
Gezdim durdum diyarları
..
Âhuya benziyorsun
Sıcacık bakışların
Rüzgârda salınıyor
O sevimli saçların
Bülbüle benziyorsun
..
Trabzon Çaykarada dünya ya geldim
Neden başka yerde yaşıyorum ben
Otuz dört senedir gurbette kaldım
Vatan hasretini taşıyorum ben
Vatanda yaşamak hoştur, ölüm hoş
İstikbal korkusu koş zavallım koş
..
Başı dik, gözleri şimşek gibi
Gözlüyordu bu günü geçmişten dedem
Nasırlı ellerinde çapası, sırtında sepetiyle
Çıplak ayakla çalışıyordu tarlada ninem
Yaylasında, dağında, taşında
Maçka’sında, Of’unda, Akçaabat’ında
Dayım, halam, amcam, yengem
..
Bu nasıl gece sabahı olmayan?
Kâinatım zindana döndü bir ân
Ne arayanım olur, ne de soran
Dertlerle sımsıkı örülmüşüm ben.
Her gece hayâller suya gömülür
..
Bir ân sükûnet etrâfı kaplar
Sevdalıların yüreği hoplar
Aklını hayâllerinde toplar
Alır bir keder gece yarısı
Mesken o zaman müsekkin olur
..



