Medine’de bir direk, dilsiz ama şahit,
Bir pişmanlık nidası, yürekte derin sebat.
Dudağından dökülen bir hata, bir işaret,
Ebu Lübabe için başladı büyük hicret.
Kendi elleriyle bağladı nefsini sütuna,
"Çözmeyin!" dedi dostlar, "Bakmayın kusuruna."
Gözyaşıyla sulandı Mescid-i Nebevi’nin nuru,
Kırıldı gurur bendi, yok oldu kibri, mağruru.
Ne yemek vardı kapta, ne bir damla tatlı su,
Sadece bir bekleyiş, bir affolma arzusu.
"Resul çözmezse bağımı, çözülmez bu düğümler,"
Gökten inen müjdeyi bekledi tüm müminler.
Yedi gece, yedi gün; sabır taştan ağırdı,
Gönül kuşları sanki gökyüzünü çağırdı.
Nihayet indi ayet, rahmet sağanak sağanak,
Tevbe kapısı açıldı, her bir kalbe dokunarak.
O günden beri durur o direk orada vakur,
Günahkar her yüreğe fısıldar; "Sabret ve dur."
Lübabe’nin bağıyla çözüldü bin bir çile,
Aşkla yanan gönüller, döner hep o menzile.
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 6.2.2026 17:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!