Yoksun martılar sessiz göklerde
Deniz dalgaları öpüyor alnından
Gemileri
Yokluğun gömülü bir hazinenin
Yalnızlığa ilk seferi
İçimdeki yangın
Dinmeyen çılgın hasretinin eseri
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




kısa kesilmiş bir tortu... bazen de evet sözü kısa tutmak gerekir, yormadan kelimeleri... tebrikler...
bizden de size küçük bir hediye peki;
münzevi
gecenin derinliğinde,
dağılırken tonları kurşunî bulutların,
maçkada/teşvikiyede,
ak martılar yükseliyordu göğe;
özgür ve aç,
bir teksirin üst köşesinden koparılmış,
ki semavî bir elce verilen ve üstünde,
{bir şairim vardı, /üç nokta yan yana/}
dip/notu yazılı ve,
yolda tutulduğu göz yaşlarından ikisinin,
içine işlediği pusulayı,
tutarken parmaklarım…,
/bir şairim vardı//nın,
{üç nokta yan yana} yanına değil de,
neden;
alt satırına konmuştu diye,
düşünürken ciğerim pare pare…,
o münzevi dip/notunun çırpınarak ve
can havliyle yazılmışlığı ışıldıyordu,
süreyya yıldız kümesinden,
ah;
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta