Kumsalda, ay ışığı mühürlüyordu bütün yalanları
Ve tanrı, çaresizlikten doğuruyordu ayrılıkları
En acımasız olanını bizim için saklamıştı
Sana dokunmak bundan sonra
Ufku avuçlarımda parçalamaktı
Şair ilhamını yitirince
Bir köpek gibi pislermiş şiirin ortasına
Yapraklar ölümü hatırlatınca
Bir dizelik zamanı kalırmış kurumaya
En büyük hayal kırıklığım oldu
Karanlık uykular yutuyorum
Kanlı kâbusların içinde
Çırılçıplak bir bedene sarılıp
Ölümü sürüklüyorum koynumda
Yabancıyım bu yüzlere
Her sabah başka bir şehirden kaçıyorum
Bizim Hasan baba ne deli adamdı
Beyoğlu’nda küçük bir plakçısı vardı
Son ses Rock n Roll dinlerdi
Bir de kedileri vardı
Hendrix ve Presley
unutmam lazım ki unutmak acı verici
Yağmur yağarken bu şehrin bağrına
Gündüz düşleri beni bekler uğurlamak için
Ve unutmam lazım ki unutmak acı verici
Karnı delik deşik kanlar içinde bir hayat
Kazımak hayatı tırnaklarınla
Ölmek bir sonbahar akşamı
Dökülmüş yaprakların gölgesinde
Tutmak ellerini sınıf kavgası
Ve ben,
Kan damara ağır geldiğinde
Yıkılmalıydım,
Yıkılmadım,
çünkü hayattaydın
Yaşıyordun, buna mecbur kaldım
Sekiz yaşında
Güldüğünüz bir fotoğraf gösterin bana
Çocukluğunuzdan kalan bir inanç
Gözlerinizde ışıldayan bir umut gösterin
Kış mevsimlerim çoğaldı
Yazlarım elimden alındı
Beni bırakmayın bu vahşetin kucağında
Yeni doğan bir bebeğin sütü gibi
Bembeyazdı yaşam.
Dumanlar yükselirken lokomotiflerden
İsimleri silinirken işkence hanelerin,
yeni açan bir çiçeğin polenleri gibi
Yayılmalıydı yaşam.
Yaşın kadar aşka yelken açtım
Ve bir o kadar da battım
Rezil oldum sevda sularında
Kıyılarına yanaştım genç kızların
Ve bakire bir ölümdü yalnızlığım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!