132.
Hayat akıp giderken ve olanlar tam da olması gerektiği gibi olurken, başka bir şey olur birden. Bir şey olur ve sen devamında çok daha kötü şeyler olacağını bilirsin. Bir şey olur, karşı koyamazsın. Gücün yetmediği için değil, karşı koymak istemediğin için. Onurun, iraden, öfken, aklın sabun köpüğü gibi akıp gider. Bir şey olur ve o şey daha sonra olacak bütün boklukların başlangıcıdır. Anlarsın ama hiçbir şey yapamazsın. Sonrasını umursamazsın çünkü, gerisi önemli değildir. Artık o şey olmuş ve olacak başka her şeyden değerlidir. Zaman durmuştur sanki o şey olduğu an. Belki de bütün dünyayı karşına alacağını bilirsin ama zerre kadar umursamazsın. Sonra.. Yoktur işte sonrası. Sonrasını düşünmemek gerekir. Sonra düşünmemek gerekir o şey üzerine. Düşünmemelisin. Olası her türlü düşünce sana karşıdır çünkü.
Bazen bir şey olur, tek bir şey olur bazen ve sen geçmişini ve geleceğini, kaderini o şeyin peşine takıp savrulmaya başlarsın kaderinin o güne kadar sana kendini belli etmeyen kasırgasında..
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




nolmuş yav?
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta