İnsan gün gelip de bir takım zorunluluklar gerektirdiği için bulunduğu (yaşadığı) yeri terk etmek gibi bir durumla karşı karşıya kalabilir..
Böyle bir mecburiyet ortaya çıktığında içten içe bir tedirginlik de ortaya çıkar ve gelir üzerine yerleşir kişinin.
İçini tanımlayamadığı bir duygu kaplar, yüreği sıkışır gibi olur, midesine kramplar girer, yemeden içmeden kesilir.
Kim bilir gitmek zorunluluğu olmasa yerinden bile kıpırdamayacaktır. Ama ah o şartlar yok mu, o şartlar, o mecburiyetler… Eli kolu bağlanır. Yapılacak bir şey yoktur. Çaresiz terk-i diyar edilecektir.
Çileyi koklayıp gül niyetine
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime
Devamını Oku
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




ağlattın dostları yüreğine selam olsun
Peki, ama o zaman neden? Neden terk eder insan? Dedik ya mecburiyetten… Yoksa mecburiyet denilen şey, terk etmek güdüsünün bir bahanesi midir insan için? Ne dersiniz?
Peki, ama o zaman neden? Neden terk eder insan? Dedik ya mecburiyetten… Yoksa mecburiyet denilen şey, terk etmek güdüsünün bir bahanesi midir insan için? Ne dersiniz?
ILGINC, HUZUN EVET COK DOGRU AMA KONUSUNA BAGLI OLARAK BILINMEZLIKLER DE SEBEP
MECBURIYET......?....
TERK ETMEK ICIN KAVUSUYORUZ ICIMIZE SIGDIRAMADIGIMIZ DUNYAMIZA :)
emeğinize sağlık. vakit saat geince ruh da bedeni terk ediyor.
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta