Ben buralı değilim
O yüzden türkülerim böyle tenha
Başımda bir sevgili kavak yeli
Heybemde bir demet eylül ve gül
Ve bir sayfa Hüsn ü Aşk
Yanımda yöremde boğuk sesler
Bakışlarım oldukça kinayeli
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




ben sevdim şiiri.. samimi ve sıcak diğeri yazanı ilgilendirir... sevgiler
Ben bu şehri şiirle yargılarım
bu mısrayı çok beğendim bir sosyal bakış yaşama dair varsın herkes rap söylesin şiir benim yüzümün akı aşlarımın acılarımın son lezzeti bırakın tadalım doya doya
Şiir nedir?..niçin oluşmuştur?..bir bilim dalı olmadığı halde insan oğlu var olduğundan beri, bir şeyleri farklı anlatabilmenin ihtiyacını hissetmiştir.bu ihtiyacın sebebi neydi diye sorduğumda; içinden çıkılmaz okyanusların bağrında, güneş salkımlarıyla uyanmış bulurdum kendimi. varlığı derinlerde saklı bir duygusalık halinin, gölgelerine sinmiş yaratılış büyüsüdü tabiki . bilim sitematiğinin dışında,köşenin köşesi, ortanın ortası, dilin dili... arka arka örüntülerin aksak kulvarında, sonsuzluğa hareket eden bir ışık oyunuydu hayat. güzelliği,acıyı, sevgiyi,yalanı dolanı ,talanı,vs anlattı şiir.düz bir metin halinde hukusal yazılar değildiler.. içinde gizem fısıltılarının yankısı vardı.iç çekişmelerin tabanından yükselen sesler dil duvarına toslar,düzen algılarının sansüründe budanırdı. ham duygular harcanırdı düzen sarkacında...şair iğnelenir,acıtılır,kuşatılır.ve kuşanır.
anlatabilmesi zor olsada o derin ifadeyi, yinede yorgun maden işcileri gibi kırar kabuğunu harflerin. elmas muhteşemliğinde sözcükler çıkartır gün ışığına.
fakat yinede yüzü solgundur koparılmış çiçeklerin...
günün şiirinin anlattığı öyküde, naif ve saf güzeliklerin derin büyüsüyle büyümüş insanların karmaşalı şehir hayatındaki savrulganlığı ince bir uslupla aktarılmış. şaire ve şiire selamlar.
Hallac-ı Mansur ne demiş? Enel hak= ben Allahım, yani ben Allah'la hemhal oldum. İçim dışım Allah sevgisi ile dolu.
Vay sen böyle mi dersin diye adamı ne yaptıkları herkesin malumu. Şimdi okuyucunun düz yazıya, nesre benzettiği bu şiirde; şair, bir çok şairin yaptığı gibi girift bir dil kullanıp bazı diyeceklerini gizlemiştir.
Buraya kadar ve daha önceki yazdıklarım yorum ve tesbitlerim, kendi bilgi kırıntılarım idi.
Bilgilerimi test etmek amacı ile bir de google'a baktım Salih kelimesinin manaâlarından biri aynı zamanda sulh anlamındaymış. Çoğu kez kullandığım girift kelimesini de doğru biliyor ve doğru yerde kulanıyor muyum diye baktım. Bir kelime daha öğrendim; girift aynı zamnda Ney'e benzer bir enstürüman= çalgı aleti olup çalana da girifzen dendiğini öğrendim teşekkür ediyorum.
Antoloji yönetenlere emek verenlere google'a ve arkadaşlara teşekkürler.Şairi de bir kez daha kutluyorum.
Burada 'kırık sesler karanlık adresler' başka bir yeri kadınların aşağılandığı bir yeri işaret ediyor. Ve tabiiki en değerli olan, canan; sevgili Allahtır.
Kendimizi niye severiz içimizde Allah sevgisi ve korkusunu taşıdığımız için. Tabii Naci bey çok zeki ve genç olduğundan da olabilir dikkatli biri C harfinin büyük yazılışı gözünden kaçmamış teşekkürler.
Bu minvalde, bu sayfaya yakışacak münazara, fikir teatisi ve kırıcı olmayan tartışmalar fayda getirir okuyucuya da şairi de yönlendirebilir okuyucuyu da geliştirir.
Saygı ile..
Seçme Şiir panosundaki ' Tenha ' başlıklı şiiri, noktalama yaparak okudum. Şiirden çok, düz söylem gibi geldi bana. İçinde göz alıcı imgeler var:
1) Ben buralı değilim; bu yüzden türkülerim böyle tenha.
2) Ne sitemler derledim gecelerden
Şairimizi kutlarken, antoloji.com/da kayıtlı ' Açmasın Güller ' başlıklı şiirimin girişiyle, kendisine eşlik etmek istiyorum:
' Pusudaki bir panter
' Gül tomuruna bakışım;
' Açmasın açmasın yeter
' Alev alev yanışım!
' Çekilmiş bir hançer
' Geçen zamana aşkım;
..................
.................
*Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanmı*
Erkekler için Salih kadınlar için Saliha ismi kullanılır ve salah kökünden gelen bir kelimedir. Bir manada salim sağlıklı huzurlu anlamı taşır ki ıslah bile bu kelimeden türemiştir. Böyle uzar gider Selahattin gibi.
Şair burada hırpalanmış hor görülmüş değersiz bilinmiş bir kadından, veya kadınlardan söz ederek, ben; onu ya da onları tanırım; o kadınlar, benim için saliha'dır muteberdirler ve canandır yani sevgilidir anlamında kullanmış olabilir.
Ve, ve şiirin can alıcı noktası da, şairin annesinden yola çıkarak kadınların aslında sevgi ve hürmet görmesi el üstünde tutulması gereken Allahın emanetleri olduğunu ihsas etmek istediği o dizelerdir. Bir kadın ve anne olarak sayın Şimşek'e teşekkür ediyorum.
Muhterem banyatunga şiir hakkında yorum bulabilirsem okuyorum istifade ediyorum.Uzun uzun hikayeleri es geçiyorum.Malum zaman kıymetli.Giden gelmiyor.
Ben biraz zor beğenen bir mizaca sahibim.İnanın kendi şiirlerimi yazıldığı anda beğenerek yazıyorum ertesi gün tekrar okuduğum zaman hiç beğenmiyorum.Nasıl bu kadar basit siirler yazmışım diye yüzüm kızarıyor.Kendi kendimden utanıyorum.Bu şiir de beğendiğim satırlar da var beğenmediğim yerlerde.Yani ne diyeceğimi bende bilemiyorum.iyi desem de doğru kötü desem de.Nasrettin hoca misali.Hayırlı sağlıklı güzel günler güzel şiirler dilerim.
Allah a emanet olun.
'Cinnetler ortasında
Bir Saliha tanıdım Canan'dı
Kalbi yok elleri paramparça '
bu dizelerdeki usuldan göndermeleri anlamamak mümkün değil...bu ülkedeki kadın yazgısı..ama ille de sevgilimdi diyor şair...kimler tarafından alıkonulmuşsa,kimler tarafından hırpalanmışsa,kimler tarafından tarumar edilmişse edilmiş Saliha; yine de onu sevdim ben diyor..ah böyle aşklara kurban olduğum dünya...
oysa böyle mi acep gerçek!..asla!.aşkın,sevdanın ve onlara verilenlerin tarafı kadın olduğunda,ne cezalar çektiriliyor onlara...diğer tarafta elinin kınası sayılan namussuzluklar, gururu sayılıyor erkeklerin...
ve zaman, erkekler lehine işliyor gitgide...
'yola devam!..'
şairin tenhalığına deva olan,yar olan anneye selamlar olsun benden... Nilgün'ü de:))))))
herkese saygılarımla...şairi kutlayarak....
Bu şiir ile ilgili 21 tane yorum bulunmakta