Düşüne dalan adama bak!
Ne saf bakıyor elini tutana;
Yüzüne güleni de yâr sanıyor,
Ufacık yüreğine samanlık seyran,
Resmî tatil bile çok işini bilene;
Deliye de hergün bayram.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sevdâyı talan edene ceza yok!
Yavuz hırsız mulamelesi, yüreği çalana
Sevip kaçana da kimse hesap sormuyor,
Muska yazmıyor ki hoca, sinesi yanana
Nazar değene de boncuk dayanmıyor.
İşin kötüsü ne, biliyor musun azizim?
Yâr beni deli sanıyor..
Güzel anlatım,duygular güzel ifade edilmiş,yüreğine sağlık,tebrikler
Bu adettir Orhan Bey..İşlerine gelmeyince en güzel yakıştırdıkları deliliktir..Varsın öyle olsun..Kaleminize sağlık..
Sevdâyı talan edene ceza yok!
Yavuz hırsız mulamelesi, yüreği çalana
Sevip kaçana da kimse hesap sormuyor,
Muska yazmıyor ki hoca, sinesi yanana
Nazar değene de boncuk dayanmıyor.
İşin kötüsü ne, biliyor musun azizim?
Yâr beni deli sanıyor..
Artık, ardından teneke çalıyorlar aşığın, Ne hallere düşmüş bak garibim..
Ne suçu varmış da bu dünyada sevdalının, Yüreği sakat zalımın elinde oyuncağa dönmüş?
Harikaydı..Kutlarım gönülden...Naime Özeren
Yüreğinize sağlık.çok hoş dizelerdi.büyük bir keyifle okudum.saygılarımla..
Teneke Trampet
Düşüne dalan adama bak!
Ne saf bakıyor elini tutana;
Yüzüne güleni de yâr sanıyor,
Ufacık yüreğine samanlık seyran,
Resmî tatil bile çok işini bilene;
Deliye de hergün bayram.
Elâleme maskara lâzım ya; seyre gele
En kralına bir soytarı yakışır; el pençe
Şaklabanın hasıdır o; ulemânın aklını çeler,
Postunu ucuza veren acemî gence;
Cümle âlem teneke çalar.
Dile düşene bu dünyada hayat yok!
Gönül işine gem vuransa daha doğmadı,
Sevdâ bu ya; şifa bulmadı sineye çeken,
İçine atansa iflâh olmadı hiç!
Aklına takana da, adam denmedi.
Sevdâyı talan edene ceza yok!
Yavuz hırsız mulamelesi, yüreği çalana
Sevip kaçana da kimse hesap sormuyor,
Muska yazmıyor ki hoca, sinesi yanana
Nazar değene de boncuk dayanmıyor.
İşin kötüsü ne, biliyor musun azizim?
Yâr beni deli sanıyor..
25.04.2009
Orhan Tiryakioğlu
ORHAN BEY ŞİİR BAŞTAN SONA ÇOK GÜZELDİ AMA FİNAL BİR HARİKAYDI..BEĞENEREK OKUDUM ÇALIŞMANIZI..TAM PUAN 10 ...SELAM VE SAYGILARIMLA...İBRAHİM YILMAZ.
Yürekten gelen dizeler...
Kutluyorum üstadım,
yüreğiniz dert görmesin.
Selam ve muhabbetlerimle
İlk kez irdelemek adına bir şiirinizi okuyorum, irdelemek ve yorumlamak gibi bir yetkinliğimin olmadığının bilinciyle.
Farklı bir tarzda keskin bir üslupla çok net ifadelerdi muhataplarına Sayın Orhan Tiryakioğlu, şiirin çıkışı yani hikâyesinin şiirsel anlatımı mükemmeldi doğrusu…
Kutluyorum saygılarımla.
Akillinin siirle ne isi olabilir ki ?...Hepimiz biraz kacik degil miyiz :)
Böyle güzel yazan kacik kalemlere can feda kardesim.
Tebrikler.
Sevdâyı talan edene ceza yok!
Yavuz hırsız mulamelesi, yüreği çalana
Sevip kaçana da kimse hesap sormuyor,
Muska yazmıyor ki hoca, sinesi yanana
Nazar değene de boncuk dayanmıyor.
İşin kötüsü ne, biliyor musun azizim?
Yâr beni deli sanıyor..
Şiirin finali hepsinden harika.. bizleri deli sanan bir sevdiğimiz olsa!.. Unutmayın.. şairlerin bir tahtası mutlaka noksan olur... Sevgilerim ve başarı dileklerimle..
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta