Barislar Ölmez Ahirete Inanc Varsa
Insanin ölümlülügüne delildir, ölenlerin ölümü.
Ebedilik isteyen, diriltmelidir; âhiret imanini.
Berlin, 6 Temmuz 2007.
..
İnsanlaşmazsan
İnsanlaşamazsın, Allah'a teslim olmadan.
Hayvanlıktan aşağıdasın, insanlaşmazsan.
Berlin, 28 Temmuz 2012.
..
rüyasında kendini giysili gördüğünü
anlatır kâbus diye nü
(temmuz '06)
..
Şimdi en az sıcak bir Temmuz kadar uzaksın bana.
Temmuz kadar uzak, Mart kadar tuzaksın bana.
Hatırla, en son Temmuz'da değmişti canım, canına.
Kanında varmış vefasızlık ki Şubat kadar soğuksun bana...
Ne sevdim, ne gördüm, ne de tanıdım seni,
Ne dokundum, ne öptüm, ne de tattım tenini,
..
Vakitli vakitsiz inebilme ihtimalimiz olmasa
Deniz olmasa karşımızda
Belki çıldırırdık yudumlanmasak ardı ardına
Bağır çağır bir temmuz vakti
Yıldızlara el atarken
Parçalamasaydı bizi bulutlar, parçalanmasaydık
Geldiğimiz gibi olmasaydık hala dünyada belki çıldırırdık
..
Özlediğim
Mutlu yılların kutsal güneşini,
Soğuk mektuplarının
Bana verdiği
Fırtınaları
Gözyaşlarımda göreceksin efkârla,
Beyaz güllerin
..
http://www.fanclubizelnet.net/index.php
Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.004 =
11 Temmuz 2013 Perşembe 07:50:55
İzel Resmi Fan Sitesi; Sana, Bana, BİZE: Bin UMUT, Bin HUZUR! .
..
http://www.fanclubizelnet.net/index.php
Dün; DSP GÖREVDE İDİ, Bugün; DSP GÖREVLEYDİ, Yarın; DSP GÖREVE YÜRÜYECEK! . = 000.000.004 =
11 Temmuz 2013 Perşembe 07:50:55
İzel Resmi Fan Sitesi; Sana, Bana, BİZE: Bin UMUT, Bin HUZUR! .
..
temmuz sıcağında
buz kesti acıya faryatlar.
gözyaşları akarken
kurudu umudun filizleri.
öfke sıkıştıkça
yıkmak istedi
sabrın duvarlarını;
..
Amaç ihtilal değil, millete suikastti.
15 Temmuz akşamı hem başladı, hem bitti.
Verilen rütbeleri nimet bilmeyen itin,
Kestiler kulağını, hak ettiğiyle gitti.
..
DOĞUM GÜNÜM
İyi ki de bugün dünyaya gelmişim ben.
Doğmamış olsam senin için elmişim ben.
Yirmi üç Temmuz benim için önemlidir.
Her geçen gün bir sonrakinden kıdemlidir.
..
böyle bir temmuz yaşamamıştım
demek ki yaşanacakmış
demek ki Mina
doğum gününde hastalanacakmış
üç yaşını doldurdu Mina
bugün yedi temmuz iki bin üç
..
Sevmek..?
Neyime gerek
Zehrinden herhangisi sütleğenin
Dokunsan beyazlarını kanayan
Kır bayır navruzları dolanmış en firik halinde çiçeği
Ve karanlığı çarpa çarpa ateşler avcunda
Yokluğuna yaren arayan böceği
..
Yarısına güneş vuruyor dünyanın
Asfaltlara ışık vuruyor
Işıklar yüreğime yansıyor
Sabahları kalkıyorum
Temmuz ayının orta yerine
Vuruyorum kendimi
Aşık olamıyorum
..
15 Temmuz,Cuma akşamı ani bir darbe Ülkeyi perişan etti.
Devletini,Vatanını seven soluğunu meydanda aldı,
O geniş Meydanlar binlerce kişiyi ağırladı, konuk etti,
Eline ay yıldızlı Bayrağını alan, Demokrasi Nöbetine Akın etti.
Tarihte, böyle bir darbe ilk defa Ülkemizde yaşandı
2016 yılında ki darbe gibi,hiç bu güne dek görülmedi
..
Ne zaman elime bir kalem alsam, Sana seslenmek geliyor içimden. Güzelliğini hatırlıyorum bir yaz günü Yine gemiler geçiyor uzaklardan Biz yosun kokulu rıhtımlarda el ele Şehirlerden İstanbul aylardan temmuz. Ne zaman elime bir kalem alsam, Geçmişi seninle yeniden yaşıyoruz... Ne zaman elime bir kitap alsam, Hep seni okuyorum inanır mısın? İstiyorum seni anlatmalı bütün romanlar Sevilen hep sen olmalısın... Ne zaman elime bir kibrit alsam Yine İstanbul'u yakmak geliyor aklıma Bu sensiz sokakları, bu evleri, bu plajları, bu denizleri Sensiz kaldığım bu şehri tüm yakasım geliyor. Yine alev alev bir İstanbul düşünüyorum. Ve çaresiz yaktığım bütün sigaraların Dumanlarında seni görüyorum... Ne zaman elime bir fırça alsam, Yüzünü çiziyorum kapılara, duvarlara Bir bir hatırlıyorum bütün hatlarını; Gözlerini, dudaklarını, saçlarını. Baktığım her yere gölgen düşüyor. Dokunduğum her şeyde senin sıcaklığın. Sonra dağlar, denizler giriyor aramıza, Gitgide büyüyor uzaklığın... Ne zaman elime bir ayna alsam, Gözlerimden korkuyorum, bakışlarımdan. Bu seni unutamayan benden korkuyorum. Uçurum çizgiler, kara gölgeler, Bir sonun belirtileri yüzümde yer yer. Karşımdaki yüz sefil bir akşam Hep sana sesleniyorum duyuyor musun? Ne zaman elime bir kağıt alsam... Sessiz olmak, Sensiz olmak kadar zor değil. Ama en zoru; Sensizliğin sessizliğini dinlemek...
.
..
Kadın GEBE!
İstediği gibi gezer.. Giyinir.. Dolaşır..
Sana NE BE!
28 Temmuz 2013
..
Bakma, korkarsın sana meydan okuyan zamana.
Önce hayat ödesin ömrünün diyetini sana.
22 Temmuz 2005
..
görüşememe orucu tutuyoruz
hem de sahursuz
gelsin artık iftar vakti
özledim seni…
4 Temmuz 2007
..
Türk Dünyasının ilk üniversitesiydi, Ahmet Yesevi Üniversitesi!
Kazakistan’a, 2006 yılında Elâzığ Valisi Muammer Muşmal’ın Başkanlığındaki bir heyetle, Orta Asya’nın parlayan yıldızı Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’e, Türk Dünyası Hizmet Ödülünü vermek vesilesiyle gitmiştik. Tabiatıyla, Anadolu’nun manevi fatihi, bütün Türk Dünyası’nda, ‘—Pir-î Türkistanî’ olarak bilinen Ahmet Yesevi Hazretlerinin Yesi Şehrindeki makamlarını da ziyaret etmiştik. O ziyarette Elâzığ Heyetini gecenin geç saatlerinde Ahmet Yesevi Üniversitesinin kapısında karşılayan o dönem Üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı Namık Kemal Zeybek bizlere iki gün boyunca o kadar doyurucu bilgiler vermişlerdi ki, o gıpta ettiğim heyecanı ve coşkuları hala kulaklarımda çınlıyor!
2006 Yılı Türk Dünyası Hizmet Ödülünün mimarları arasında şüphesiz ki, Kültür Eski Bakanımız Namık Kemal Zeybek ve Atatürk Yüksek Kurum Başkanı Prof. Dr. Sadık K.Tural Hocamızın katkıları takdire şayandır.
Türk Dünyasını, Türklük coğrafyasını tarihi, kültürü, dili ve iklimi ile gönlüne bezeyen Namık Kemal Zeybek, Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde ve Türkistan(Yesi) Şehrinde el üstünde taşınıyordu. Kazakistan başta olmak üzere bütün Türk Dünyası’nın buluşma mekânıydı!
Ne olduysa, 2006 yılının Temmuz ayından sonra oldu. Olanları, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Yönetim Kurulu’nda bulunan Feyzullah Budak’tan dinleyelim; “Biz Sayın Zeybek’le birlikte bu şansı iyi değerlendirmeye gayret ettik. Türkiye Türkçe’sini yaymaya, Müslümanlığı öğretmeye çalıştık; alkol konusunda iyi örnek olmaya çalıştık.. Ancak Sayın Çetin Doğan’ın göreve gelmesiyle öyle uygulamalar başlatıldı ki, öyle garip bir görüntü ortaya konuldu ki, Yesevi Üniversitesi, misyonundan çıktı adeta. Okutulan Yesevilik dersi bile kaldırıldı. Bazı üniversitelerde açtığımız Türk Dili ve Edebiyatı Bölümleri kapatıldı. Yaklaşık 60 lisede kurduğumuz sınıfların çok cüzi miktarlarda olan kaynağı, sırf İlahiyatçılara ders verdiriliyor diye kesildi. Türkî Cumhuriyetlerden öğrenci alımının önüne geçildi. Başörtüsü yasağı getirildi… Bütün bunlar bizim yıllardır orada yapmak istediğimiz hizmetleri baltalamaktan başka bir şey değil. Anlamıyorum ben, Yesevilik dersi nasıl kaldırılır. Kazak toplumunu, Orta Asya’yı ayağa kaldıracak olan Yesevi düşüncesidir.”
İşi ehlinden alırsanız, işi kendilerini bu davaya hasreden yürekli insanların, Yunus yüzlü asrın gönül dervişlerinin elinden alırsanız, ‘—tepetakla gidersiniz’ Feyzullah Budak’ın anlattıkları karşısında, ‘—başımızdan kaynar suların döküldüğünü’ hissediyorsunuz. Öyle bir zihniyet iş başına geliyor ki, 10–15 yıllık emeği yerle bir ediyor. Bir yüce ufku, Türklüğün buluşma adresinin adresine, ‘—simsiyah bir bulut’ bir zifiri karanlık gibi çöküyor!
Sn. Budak anlatıyorlar; “Doğan’ın göreve geldiği 2006’nın Temmuz ayında, üniversitede Türkiye’den gelmiş 48 personel vardı; öğretim üyesi ve idari kadrolarda. Bu 48 kişi o kadar hassas ve kritik noktalarda görevliydi ki.. Türkiye bu 48 kişiyle tam bir ortaklık görüntüsü veriyordu. Paşa, 2006’nın Ağustos ayında yeni görevlendirmeler yapılırken, bu 48 kişiden 40’ını gönderdi, attı. 2007’nin Ağustos ayında da geriye kalan 8 personeli çekti. Türkiye’den gelen yönetici sayısını sıfırladı. Paşa böylelikle üniversitenin yönetimini Kazaklara devretti.”
..



