TEMBİHLİ ÇOCUK
Acı haber penceremizi tıklattığında dokuz yaşındaydım
Ne ayrılığı bilirdim ne ölümü tanırdım
Dünya yörüngesinden çıktı annemin çığlığıyla
Meğer bir biz kalmışız duymayan
Mahşer kalabalığı çoktan yığılmıştı kapıya
Öğrenmiştim ihtilal yıllarının TEMBİHLİ ÇOCUKluğundan
“BANA KOŞ” derdi, ortalık karışırsa,
“BANA KOŞ HİÇ DURMADAN”
KOŞTUM!
İtiş kakış çocuk yüreğimle, onca el onca diz çarparken yüzüme
Girdiğim her deliği bulan kırmızı terliklerinden aradım önce
Her yer isyan her yer ağıttı, ne aşağı kaldı ne yukarı
Kalbim beynimde atarken gözlerim kan çanağı
Emindim o da beni arıyordu hatta telaşla çıplak ayak fırlamıştı
Hem onca insan tek bir ağızdan adını haykırdığına göre
Mutlaka buralarda bi yerlerde olmalıydı
Kesildi nefesim, bir an sırtımı kaçırmışçasına kapadım gözlerimi
İyi ki öğretmişti bana şarkılar söyleyerek sadece onu dinlemeyi
Susuyor olsa bile niye duyulmuyordu peki, koynunda şükrettiğim nefesi
KOŞTUM!
Ne bahçeler ne sokaklar iğne atsan yere düşmez
Taaa hastaneye kadar yığılmışken insanlar
Bu mevlit şekeri dağıtılan ezan da hiç böyle uçmamışken kuşlar
Bir solukta tırmandım yüksek cami duvarını
BEN İLK DEFA O GÜN AĞLARKEN GÖRDÜM BABAMI
Kalabalığın omuzlarından kayarmışçasına
Gelinliğe sarılı bir TABUT getirdiler avluya
DAHA ONALTI YAŞINDA, MUSALLA TAŞINDA!
İşte o an düştüm ben, "ÖKSÜZLÜK KUYUSUNA"!
KORKTUM!
Feryat figan düşe kalka başucuna koşanlara
Gece dedi gündüz kodu,
Dün düşman bu gün pişmanlara
Ya HU! Değer miydi Allah aşkına?
Münafıklara böyle verilir mi ceza?
Ölünce mi haklı olur çocuklar?
Bu mudur masumiyete vefa?
SUSTUM!
Gazete parasında bile şeker payımı hesaplayan
Hiç şaşmaz her koştuğunda serçe parmağını vurup ağlayan
Saçlarımı öperek yıkayıp, koklayarak tarayan.
Kavgalar da sığınağım, nerde olsam kucaklayıp kaçıran
Yahu son bir kez yanağımdan ısırmadan
Habersizce beni bırakıp gitmiş olamaz “ABLAM”!...
KOŞTUM!
Gelinlik nereye ben oraya, el ayak çekilsin diye beklemedim
Mezar başında geçti benim gençliğim
Helal olsun yoluna, değil bir gün üşenmek gecelere küfrettim
Rahat uyu diye, göğsümde sakladım elinin değdiğini, kimselere vermedim
Yüreğim de ortalık fena karışık sana koşuyorum hiç durmadan
Duyuluyor mu ayak seslerim?
SUSTUM!
Huyum, suyum, tek benzerim,
Ciğer yangınım anne bildiğim
Sakladım yokluğunu, duyurmadım kurda kuşa
Acın dile düşsün istemedim
Eyy benim ömürlük kimsesizliğim
Senin için ne fark eder nereye saklandığım.
Dünyanın hangi deliğine girmişim.
Nasılsa elinle koymuş gibi yine bulursun beni
Yine ayağında kırmızı terliklerin
Sen bir daha yanağımdan ısırıncaya dek
Ben hep dokuz yaşında,
ÖKSÜZLÜK KUYUSUNDA BİR GÖRÜNMEZİM!
ŞİRA (M.G.A)
Kayıt Tarihi : 11.9.2023 08:56:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Tembihli çocuk...
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!