Sorâr îsen eğer bana, önce neydin, şimdi n’oldun,
İçtim Hâkkın şarâbını, âşık’ı îlhâmla doldum.
Yürüdüm Âllâh yolunda, durmadan hep gündüz gece,
Bir koruk meyve îdim, eriştim îmânla doldum.
Erenlerden fikir sordum, gerçekleri bulam diye,
Dinledim hak sözlerini, belledim îrfanla doldum.
Bilmez idim gönül nedir, açtım mânâ gözlerimi,
Gönüllere gerçek şifâ, Kelâm-ı Kuran’la doldum.
Sundum gönlümü Râhmân’a, Nurundan pay alam diye,
Bir ufacık ışık idim, Nur ile ummanla doldum.
Görevimi görev bilip, îfâ için çok uğraştım,
Duâ kılıp hem ağladım, cefa çekip gamla doldum.
Bilem dedim insanoğlu, yarın için acep neyler,
Pek çoğu Tâğut’a uymuş, bir acı fîgânla doldum.
İnananı garip bulup, zalimleri başta gördüm,
Haksızlığa baş eğmeyip, öfke’yî tufanla doldum.
Yandım îmân ateşiyle, buhar olup göğe çıktım,
Kâînatı orda bildim, ebedî zamanla doldum.
Geçtim îmân köprüsünden, vardım mükâfât eline,
Dolaştım Cennet bağında, Râhmet-î selâmla doldum.
İbrahim’e yoldaş olup, batanlara inanmadım,
Ol Cennetin pınarında, Kevser içtim cânla doldum.
Âlemlere gelen Rahmet, Muhammed’î nebî bildim,
Zikir ile Zâkîr oldum, Rahîm-î Rahman’la doldum.
TEMMUZ-1984/ANKARA
Kayıt Tarihi : 31.10.2009 00:58:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
TÜM YORUMLAR (1)