Reza Zarrap, Rıza zarrab, Reza Sarraf, Rıza Sarraf, Reza Zarrab, Rıza Zarrap adında ki, henüz ismini bile tam olarak bilmediğimiz tek kişilik bir suç örgütü,
Daha önce hiç kimsenin kandırmayı başaramadığı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nı kandıra bilen ve daha önce hiç bir yanlış siyaset yapmayan ve yanlış bir yönetim şekli uygulamayan AKP hükümetini yanlışa yönlendire bilen, tek kişilik Rezö terör örgütü liderliğine soyunan bu ihanet ve iftiracı grup, Fetö'den sonra ki en büyük ihanet şebekesi damgası yemeyi haketmiştir.
Eyy Rezö sen kimsin ki bizim ak ve ak, anlı secdeden kalkmayan, ağzından dualar, ayetler eksik olmayan devlet yöneticilerimize iftira atıyorsun. Biz bilmiyor muyuz malımızı...
Kafam karıştı Reza hain ise Rıza kim, Zarrap hayırsever ise Sarraf kim...
Suçlu kim.?
Hain kim.?
Ortalık kıvıran dansöz, kıvranan yavşak dolu.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta