Bir garip sükûnetin lütfettiği hâl ile,
Alemi tefekküre dalmış gözlerim yine.
Öyle haller vardır ki anlatılmaz dil ile
İzaha kifayetsiz kalmış sözlerim yine.
Hangi söz anlatır ki kâinatın rengini?
Alemdeki nizamın, bitmeyen ahengini,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Şiiriniz güzel ve manalı olmuş Emin bey kardeşim lakin izninizle iki yerde bir şerh yapmak isterim.
1) Tefekkür göz ile değil akıl ve idrak ile yapılır. Zira tefekkür demek, düşünmek, fikretmek demektir ki bu işi yapan organ göz değil akıldır. Gözün görevi ise bakıp görmektir sadece.
2) Tüm Kainatın sadece insanların istifadesi için yaratıldığına ve insanın varlıkların en şereflisi olduğuna dair bir ayet yoktur. İnsanların bir çok mahlukattan üstün yaratılmasıyla alakalı ayetler vardır ama. Hem biz daha dünyamızın bile tamamını keşfedip her şeyine hakkıyla vakıf olmamışken on üç milyar dört yüz milyon ışık yılı uzaklıkta olan gezegen ve alemlerin bizim için yaratıldığını nasıl iddia edebiliriz ki? İnsanlar henüz ayın arka yüzüne bile inip de araştırma yapmış değillerdir.
Hayırlı çalışmalar.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta