Eski tarihlerde Anadolu’da pek çok seyyahlar dolaşırmış.Köy köy,şehir şehir gezerek insanlarla tanışır,öğrendiklerini gittikleri diğer yerlerde anlatırlarmış.Selçuklular zamanında bu tip insanlar için kolay gezsinler diye hanlar yaptırılmış buralarda bedava hizmetler verilmiş.Pek çok kültür bu sayede zamanımıza kadar ulaşmış.
Padişahlar,padişah oğulları,melikler,vezirler,paşalar ve benzeri büyük zatta tebdili kıyafet eder halkının arasına katılır nasıl yaşıyorlar,hayatlarından memnunlar mı diye gezer kontrol ederlermiş.İşte böyle bir günde padişahın genç oğlu memleketini geziye çıkmış.Elinde çıkını derviş misali gezerken yaşlı bir amcaya rastlamış:
-Selamın aleyküm amca yolculuk ne yana?
-Aleyküm selam böyle yol boyu gidiyorum.
-Beraber yürüyelim istersen?
-Neden olmasın yol herkese açık.
Demiş padişahın oğlunu tanımayan yaşlı amca.Birlikte yürümeye başlamışlar.Önlerine bir yokuş çıkmış,havada öyle sıcak ki ter sırtlarından akıyormuş.Genç adam:
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Yürekten Kutlarım fevkalede , Selam ve saygılarımla
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta