Dışarıda, baharın müjdesiyle güneş
şavkıyor dalgalara
sevinçle ve özlemle
Kuruyor işte bütün yaralar
vuruyor yalnızlıklara
ayrılıklara ve hasretlere
Korkunun cenderesine sıkışmış esmer bir kadındı
Korkardı,
ruhunu okşayan aşk dolu sözcüklerin
çekip gideceğinden bir gün
Korkardı,
Altı Ağustos’u bindokuzyüzkırkbeşin
İki çocuk,
biri kız biri oğlan
Tutuşmuşlar el ele gökyüzünü seyrediyorlar,
küçük bir evin cam kenarından
Saat sabahın sekizi
Bir pamuk prenses vardı
Kadıköy’de yaşardı
Yedi cücesi yoktu onun
Bu yüzden sabah akşam,
cam kenarında oturur
sokağa bakardı
Bir vapur sesi geliyor uzaktan
Ne martılar var gökyüzünde, ne bir yıldız
Hava kapalı ve bu vapur
Son vapuru bu akşamın
Çıtır pıtır bir kızcağız bekliyor yalnızca
iskelenin kıyısında
Böl topla çarp çıkart
Ne kalırsa geride
yaşadığımız bunca zamandan
Denize at, denize at
21.09.2006
Bir gün daha doğuyor
Her günkünden farklı doğuyor güneş
Ve bir yıl,
devriliyor geçmişe
Her şey değişiyor durmadan
Bu karnı/yarık gecelerde
Gebe kalır gözbebeklerimiz
Sıcak, sevdalı bakışlara
Ve ne zaman karşılaşsak seninle
Anlamsız bakarız birbirimize
Rahmi şişkin gözlerimizle
Seni seviyorum
Ve bu güzelim sözcüğü
Önce di’li
Sonra miş’li geçmiş zaman kipinde
Söylemek istemiyorum sana
Ve inatla söylüyorum işte
Eylül bir hüzünle akıyor
Son/bahar dalıyor caddelere
Boşalıyor gökyüzü
Bak yağmur yağıyor
Damlalar ne kadar çok
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!