TATLI RÜYALAR
Gece kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığım an,seni görür gibi oldum. “Ölenlerin yıldızı kayar”derler,ama seninki hâla oradaydı.Hatta sen oradaydın…Nereden biliyorsun deme.Oradaki en parlak ve en güzel yıldızın senin yıldızın olduğunu biliyorum.Gözkırptın oradan bana gülerek.Bakmak istemedim,gözlerimi yumdum önce; ama biliyordum.Sen o her zamanki inatçılığınla ve muzip gülüşünle oradaydın.İnatla gözkırptın iki-üç kez.Sonunda ikna ettin beni gökyüzüne ve sana bakmaya.Gülüyordun halâ.Zaten her zaman ışık vardı gözlerinde.Ve dudaklarında seni asla terk etmeyen bir gülümseme.Sen gülünce,ben de gülerdim her zaman.Ancak bu kez gülemiyordum.Korkuyordum çünkü.Güneşin doğacağından,ışığıyla seni kıskandıracağından,daha da önemlisi,seni kaybedeceğimden korkuyordum.Durup düşündüm bir an.Güneşin doğmasına daha çok vardı.Yanına gelmek,elini tutmak istedim,yüzün asıldı.Sonra güneş doğdu,ve seni kaybettim.Seni ikinci kez kaybettim! İkinci kez,yaşlarla doldu gözlerim.
Ama,uyanıp etrafıma baktım ki,hepsi rüyaymış.Sen ölmemişsin ve ben seni ne ilk,ne de ikinci kez kaybetmemişim.Hatta yanında uyuyakalmışım.Gülme! Bizler de rüya görürüz bazen.Gerçi bu rüya değil,olsa olsa kâbus olur.
Gitmek zorundaydım artık.Çok isterdim kalmayı yanında,inan bana.Sonra küçük bir öpücük kondurdum yanağına.Sonra da geri döndüm gökyüzündeki yerime usulca…Çünkü,biliyorsun,gökyüzünde olan; bendim aslında…
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ruyalar gercekolsaymis degilmi dünyanin kaderi degisirmis ...bana öyle geliyor ....cok guzel olmus
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta