Şu son üç yılımın verdiği acı
Öğüttü eledi savurdu beni
İki bin beşlerde başladı sancı
Vurdu silkeledi devirdi beni
İki bin altının arayışları
Eski almış yeni satar bazılar
Etiketi asılmamış burda bak
Nerde akşam orda yatar bazılar
Gönül üzgün kalp tarumar hurda bak
Çok aradım bulamadım işi çok
Sormam, sorsun istemem kişiye saygı gerek
“Zorla güzellik olmaz, Gönül seven sultandır”
Merhem umduğun ilaç kanatırsa giderek
Yürekte varken doğrun ister kan ister kandır
Bir cismin görüntüsü dört yönden ayrı olur
Yönünü belirleyen hedefine ulaşır
Yeter ki karar versin er geç yine ulaşır
Ne çöller ne denizler dağlar aşılmaz değil
Yeter ki yola girsin döne döne ulaşır
Tarih,geçmişin hatırlanacağı yegâne yazılı kaynaktır.Günümüzde ya unutkanlığımızdan (unutkanlaştırıldığımızdan) ya da duyarsızlığımızdan mı nedense,günümüzü doğru tahlilde af edilmez hatalar içinde olduğumuzu düşünüyorum.
Tarihten dersler çıkarılır,o deneyimlerle güne bakılır,çıkarılan sonuçlarla yarınlara hazırlık yapılır.Bu günlere gelinirken böyle bir yol izlemediğimizi söylemek,yerinde olmaz mı?
Bugün altı mart iki bin yedi.ABD Ulusal duruşumuzu kendi planları yararına oylayabilme aşamasına gelmiş.301.maddenin kaldırılması ve soykırım yapıp yapmadığımız kendilerince oylanıp sonuca bağlanacak.Diğer bir yanda ise aynı anlayışın ulusal anlamda dillendirilmesini suç sayan zihniyetin bu fiili işleyen vatandaşımızı yargılayacağı gün.
Biz buralara nasıl geldik? Ulusal duruşumuzun korunması,bu korumada neler varsa; inançlar,Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal,Bayrak,Toprak,kimlikler,Kurtuluş Savaşımız vb…Hangi hakla,hangi dost ve müttefik anlayışla varlığımızı tartışmaya açmaktalar.Bu anlayış dost ve müttefik sayılabilir mi? Bu anlayışa nasıl bel bağlanır da yap dediğini yapmakla kendimizi zorunlu sayarız. İşte bu iktidar her söylenileni yapmada birinci…!
Rus işgalinden korkarak Kore’ye asker göndermekten tutunda,ikili anlaşmalarla Küçük Amerika yratma düşücelerinin getirdiği sonuç hâlâ doğru kavranamamakta.Bir yandan ülkemiz nasıl Ortadoğu bataklığına sokulabilir planları yapılırken,bir yandan da iç ulusal bütünlük çözülmeye uğraşılıyor.Bu anlamda etnik kardeşlık yapımız üzerinde azımsanmayacak yol katettikleri aleni gözükmekte.Burada buna alet olan veya alet etmeye çabalananlar oturup akliselim biçimde düşünmeleri gerek.
Barış ve insan hakları adına Irak’ı işgal eden ABD gerçekten söz verdiğini Irak’a sağladı mı; yoksa,daha büyük insan haklarının ihâline mi yol açtı.Bu anlamda kendilerine daha iyi yarınlar düşleyen aldanışın altından çıkabileceklerin neler olabileceğini zaman geçirmeden doğru tespit etmek hayati bir doğrudur.Güçlü bir Türkiye Cumhuriyetinin vatandaş dediği güvenli bir ortam mı güvencedir,yoksa bugün dediğini yarın unutan anlayış mı…! B u konuda nice deneyim süzgecinden geçen bir halk sözünün hatırlanmasında büyük yarar olacağını umuyorum. “Ayağıma yer edem,gör ki sana ne edem” Gerçeği göremezsek, yarın içinden çıkamayacağımız derin çukurlara yuvarlanabiliriz.
Eğrilen kabında zor duran Deniz
Düzeltin kıyıyı taştı taşacak
Güç veren rüzgârla köpüren Deniz
Geldiği yollara düştü düşecek
Hep eğim aktımsa döner dinlemem
Ben dostluk sundukça sen düşmanlaştın
Attığın taşların düşer başına
Benimle bozuştun kimle anlaştın
Ummadığın zehir katar aşına
Başvur yalanlara sarıl fendine
Aydınlatılan yurdu karartan niyetleri
Yurtseverlik aşkınla ayıkla seç at halkım
Yurdu Ulusu bölmek emelleri dertleri
Tarihten esinlerle teşhis et koy set halkım.
Önce içte görelim herkesin söylemini
(Yakın bildiğim bir dostumun moralsizliğine)
Er geç ölüm mukadder daha zamanı değil
Tuttuğunu koparan yapını utandırma
Tabut,teneşir,mezar yaşama tanı değil
Acze düşüp kuvvetli yapını utandırma
Gül umutlar kucak kucak
Sevip kalpte oturacak
Hakkı hakka götürecek
Yeminimiz sözümüz var
Dosta açık yüzümüz var




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!