Taş,
kendi ağırlığını bilmeyen bir beden gibi duruyor yerde.
Kim bilir kaç kez atıldı, kaç kez unutuldu,
kaç avucun çizgilerine tutunup sonra bırakıldı.
Ben eğilip almıyorum;
çünkü dokunsam, kendi içimdeki eski bir sesi uyandıracak:
çocukluğun sesini,
kötü bir haberin geldiği sabahın sessizliğini,
birden büyümeye zorlayan o sert bakışı.
Taş, bana bakmıyor,
ama etrafına topladığı bütün sessizlikle
beni olduğum yere mıhlıyor.
Belki taş da yoruldu
sürekli birilerinin elinde biçim değiştirmekten,
belki hiçbir oyunun parçası olmak istemiyor artık.
Yine de biliyorum:
onu yerinden kaldırsam
avuç içimde bir karanlık ısınacak,
sonra o ısınmış karanlık
yıllardır unuttuğumu sandığım bütün anıları
birer gölge gibi geri çağıracak.
Taş sessiz.
Ben de.
Belki oyunu çoktan bitirdik,
ama kimse toprağa son bir çizik atmayı
göze alamadı.
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 01:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!