Taş kaleler yıkıldı sensizlikte
Ve seyrantepede volta atan sessizlikleri
Şimdi niğde cezaevinde bir hücrede uyutmaktayım
Sessizliğin tanımını yapamamaktayım
Sana sakladığım gül dalını
Güneş görsün diye idam sehpalarında
Ölüm oruçlarından kalan bir bardak suyla
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan
Eşya fışkırmış gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
Devamını Oku
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan
Eşya fışkırmış gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,




SÜPERSİN YİNE...
Buruk bir ayrılık şiiri.
Hikaye biçiminde akıcı...
Ancak, fazla hüzünlendiremiyor insanı, belki nefret noktasına getiriyor...
Mısralar uzun ancak akılda kalıcı olmamış. Derinlemesine bir his dünyasına alıp götüremiyor insanı...
Şair bu ayrılığı kendisi yaşamış, belli kopye veriyor. Oysa şiirer evrensel olmalı... Ben de kendimi bulmalıyım bu şiirde, bir fransız da... Değil mi?
Arrılık şiir yazmak cesaret ister, yüreğine sağlık...
Ali Akça
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta