Yok bu rüzgar böyle esmemeliydi,
Hep beni vurmamalıydı fırtına.
Tanrım neden sokaktayım?
Neden kaldırımlardayım?
Gecenin bu saatinde
Fırtınanın ortasında.
Neden bilmiyorum?
Neden sokaktayım?
Neyi kaybettim bilmiyorum.
Küçük düş bebeğimi,
Bir evin bahçesine düşürmüş gibiyim.
Ne evi bulabiliyorum,
Ne yolumu.
Halbuki ev çok bana.
Ev dediğin dört duvar
Bir de çatı değil mi?
Ama
Düş bebeği ağlar durur,
Sesini ta uzaklardan duyar gibiyim,
Onu arar yüreğim.
Ve hayat zor,
Ben seni üzmem ki.
Canı cehenneme şu hayatın.
Sen orada,ben burada
Kılım kıpırdamaz,
Sana gelmek için.
Ölsemde gelmem,
Ölsemde aramam.
Esasen ben aşkı bir kuşun ayağına bağladım,
Benim ki aşk değilde,
Şiir yapmaktı gözlerinin şavkını.
Martılar uçurmaktı belki
Geceden sabaha.
Sevdim işte sebep aramam,
Gönül işte neye konsa o güzel kokuyor kişiye.
Karşılık beklemedim ki ben zaten
O yüzden çokta umurumda değilsin.
Ben kaldırımları mesken tutmuş
Bir yaralı serçeydim.
Hala öyleyim
Hiç bir şey değişmedi.
Evsiz, barksız garip bir serçeyim.
Seninde kaldırımlara dönmen
An meselesi biliyor musun?
Soyut bir resim gibi içine çekmiş bizi
Hayat,
Anlam vermeye çalıştıkça anlamsızlaşıyor herşey.
Bana bu kadar kafi hayat diyemiyor insan işte.
Kaldırımlar seni bekler sevgilim,
Sen dönersen,
Sonun benim gibi de olmayacak.
O soyut resmin bir köşesinde,
Ağlayan çocuk figürü olacaksın,
Sonsuza kadar.
Mine Yılmaz Sevinç
14.Ağustos.2022
00:26
Kayıt Tarihi : 26.5.2025 01:00:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!