İnançlar kişisi sanı ve kanıdan doğuyordu. Ve inanç, bu nedenle sanı veya kanıya bağlılıktı. Bilinmeyene inanılır. Oysa bilinen için inanç söz konusu olamazdı. Çeşitli olasılıklar içinde birisini seçerek kişi kendi sanı, kanı dediğimiz inancını oluştururdu..
Yani her inancın altında koyu bir cehalet ve bilgisizlik yatar. Hayal gücünüzün gerçek hayatla bağı kopmuşsa, bağın koptuğu yerde inancın alanı başlar. Şu ayrımı da iyi bilmek gerekir. İnanç bir doğru sanma işidir. İnansa o konuyu doğrulanmış sanmaktır.
Aslında ilk sel bir hemcinsimizin uğurlu bir ağaca inanmasıyla, modern bir dincinin babasız doğmuş peygambere inanması arasında hiç bir fark yoktur.
İnsanlar inanırken ürettikleri im inanç mahsulleri, bilim dışıdırlar. Ancak inanmanın nedeni ihtiyacı olmakla bilimseldir.
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta