,,,
ve tam otuz iki yıl sonra
sen gelmelisin
kalemi kağıdı bırakmalıyım
cennet bağlarını andıran gözlerine bakmalıyım
seninle elele gezinmeliyiz o bağda
bırakmamalısın beni hiç
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bugün öğleden önce birşey hatırladım. Çocukluğumda bir film, Türk sinemasıydı, izlemiştim. Filmdeki ana karakterler 30 yıl sonra kavuşmuşlar gibi bir filmdi, 30 yıl uzaktalarmış. Ben o zaman çocuktum ama o zaman o durum hoşuma gitmişti. Keşke ben de büyüyünce olarak o şekilde ,neyse cümlemi kurasım gelmedi. Eskiden yaptığım dua imiş meğer. Sonra bir an içime kurt düştü. 2²=4, 4 yıl sonra onu görmüştüm. Diplomamı almaya gittiğimde. Sonra 3²=9, üzerine 9 yıl geçince de onu gördüm. 4²=16, toplam 29 yapıyor. Bu 2² yıl öncesinde 1²=1 yıl boyunca onu zaten ara ara görürdüm. 1²+2²+3²+4²=30 yaptığını görünce hayret ettim ve moralim alt üst oldu. 16 yıl gözümde büyüdü. Allah'ım vazgeçtim, istemiyorum, öyle dua etmiyorum, vazgeçtim o duadan gibi şeyler söyledim. Ben yol arkadaşım filmindeki Şeref gibiyiz. Öyle derken ağlamış olabilirim, ama sonra yine mutlu oluyorum. Çok da uzun üzülmeyi sevmem.
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta