Tahir’dim galiba öyle bildim
yoksa Zühre miydin söyle
zeytin gölgelerinden ışıdı
gövdeme
gölgeme
kalbime
alev bıraktı
koru soğudukça yakıyor
mahremime sırla akıyor
dudaklarımdan gayrı her uzvumu yaktı
şamdanlar mumsuzdu gecelerimizde
sular kuru
ıslaklığı yetiyordu ısıtmaya bizi
teninde çölün yalazı
sözleri kınında bile sızı
adım yoktu onda
o muydu yoksa ben miydim canan
oysa hep
en hüzünlü yanlarımla yaşıyorum aşkı
gözleri sinemde kor bıraktı
ateşi bizi yaktı
aktı ruhuma
aktı nuruma
nur-i siyahı yaktı
süveydayı yaktı
beni mahpus bıraktı
telefim onlu da onsuz da
onda
sonlu da sonsuz da
küller bak soğuk
güller soluk
beni örttü
bizi örttü
gizi örttü
gece hala saat dörttü
çöğürler, zeytin çiçekleri
ömrümce sayfalar…
onun kitabında yandım
basamadım sineme
ummanda katre kaldım
çocuklar dolaşır damarlarımda
günahkar
bunda benim kadar onun da vebali var
başucumda
terazi kıl
testere ağıt
ten, tül, gül
nar çiçeği
kan kırmızı
dudaklarımda kaldı sızı
ne papatya falı
ne erguvan dalı
ne acem kızı
hüzün hırsızı
izinsiz geldi
isimsiz geldi
kucakla günah
apansız vurdu sineme bıçak
sine rîze-i rummani gibi
çaaaak
fezada feryadım çınlar
bekle ki cıngar kopacak
aaahhh
aahh
ah…
Kayıt Tarihi : 29.5.2008 01:02:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!