Tabutumu Mehtaba Çıkar Ya Hızır!

Lütfi Kireçci
222

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Tabutumu Mehtaba Çıkar Ya Hızır!

Tabutumu mehtaba çıkar ya Hızır

Gözlerimde yangın şehirler,
Külü bir başka, dumanı bir başka,
Kundaklayan bir başka.
Sinsice gökkuşağını kesiyorlar üstümüzden

Her sabah göğsüme tığlarla yazılan talimat,
“Su taşı Kerbela mahsurlarına”

Kanserli akşamlara giriyorum
Kendimi içimden fırlatarak,
Geride ayaklarımı bırakıyorum
Bir ilkokul kitabından düşüyorum bütün ırmaklara,
Gençliği neşter gibi vurmuşum duvarlara
Taksit, taksit öpüyorum intiharları
İri memelerinden,
Güle kangren,
Karanlığın resmini fırçalıyorum sulara,
Kırlangıçlara ütopya artık mavi gökyüzü
Birde uçurumların ucuna rehin bıraktığım bedenim.
Bileklerime sarılı cesetlerle giriyorum düşlere
Çığ düşüyor ceylanların gözyaşlarından üzerime,

Her sabah göğsüme tığlarla yazılan talimat
“Su taşı Kerbela mahsurlarına”

Kulağımdan içeri giriyor baltasıyla İbrahim,
Mansur kabrine hazırlık yapıyor peygamber sofrasında
Yastık altında cennet aramayı bırakıyor sofi
Kalbimin haritasına bir tur dağı bırakıyor yıldırımlar
Bir Ulubatlı hasan yalnızlığı dökülüyor mahpusluğuma
Asr-ı Saadetten göğsüme iliklediğim esmer bir gül
Dört mevsim kanayan kuşlarıma bahar sevinci
Karantinaya alıyorum korkularımı
Gece dünyaya yürümekten
Gece dünyaya yürümekten
Adım düşüyor sağır kayıtlara
Kaygılı günde abdal yüreğim bir ötekine sansar edasıyla
Hayret gecenin dudakları kesilmiş ustura ağzı sözcüklerde
Kayıp laboratuarında bir akrep kendini sokmaya hazırlanıyor
Bir gün yezitlere tekin olmayacak elbet sokaklar,
Tabutumu mehtaba çıkar ya Hızır, deymesin namahrem eli,

Her sabah göğsüme tığlarla yazılan talimat
“Su taşı Kerbela mahsurlarına”

Şimdi Mevlana iklimlerinde tanıyoruz âdemi yeniden,
Ay kapkara, nazar deymiş güneşe,
Yangın yeri şehirler,
Bakarsın kıyameti kopmuş deccalın,
Fil ordusu, tepesinde ebabiller,
Kayıp ilanında ebrehe,
Güneş silkinmiş kuyulardan
Olması gereken yerde olduğu zaman
Spastik bir tablodan çıkan hayatımızın kıblesi
Yıldızlarla yan yana yazıldığında
Kendimi ürperti haritasında rasathane gibi hissetmediğimde,
Bir hazan mevsiminden ayakkabılarımı bırakıp kaçmadığımda
Bana aşkı öğreten Hira’yı tutmak geliyor avuçlarımın içinde
Ve bir ömür beklemek kutlu yolcuyu Sevr dağında

Her sabah göğsüme tığlarla yazılan talimat
“Su taşı Kerbela mahsurlarına”

Gözlerimde yangın şehirler,
Her gece gökyüzünü yeniden boyamak geliyor içimden
Bütün beyaz bulutlara pencere açıyorum,
Bırak ay girsin göğsümden içeri
Bırak her sabah göğsüme tığlarla yazılsın talimat

“SU TAŞI KERBELA MAHSURLARINA”

Lütfi Kireçci
Kayıt Tarihi : 2.3.2008 11:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Lütfi Kireçci