cana geliyor en ağır eskitilen kış
sesine sarılıyor taze cenin
suyu okşadı biri
taşı unuttu
toprakla sınanırdı bahar
bilmiyor nasıl soyunulduğunu
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




değişik bir şiir okudum.... merak uyandırmalı evet bunun gibi şiirler. tebrikler
'nature versus nurture'!... herzamanki gibisin! sevgimle...
varlığının farkında ki hesap tutuyor fakat sus pus ise zor.. böyle durumda ani sıçramalara ihtiyaç olmalı, vardır.. ve bunun için doğuştan aktarılan bilgi belli bir süre için belki de ihraç edilebilir, belli sebepler varsa. fakat sonra gene dünyaya dönmeli ve bilgiye de sarılmalı cunkü zaman işliyor
-
kış
ses
su taş
toprak ve çıplaklık
5 ve 6. dize, birlikte, ilk 4 dizenin kendi içindeki tüm anlamından az da olsa farklı şeyler çağrıştırdı
Locke ve Hume okumalıyım, değil mi? sofinin dünyasına bir bakmalı önce
tebrikler abla
bu görüşlerimle de sentezleyerek, şiire yukarıdan bir bakışla genel, tüm birgörüşümü daha yazacağım
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta