Bilindik ve çareli çırpınışlar...
Bu varoluş sancısı ne büyük bir lükstür biz idrakten uzaklaşanlara.
Derinlik, zamanın çarklarında kaybolmakta değil ruhunun dehlizlerinde vicdanına rastladığın andadır.
Nice duygular yatıyor tozlu raflarda.
Dalganın kayalıklara çarpması için fırtınaya ihtiyacı yoktur.
Koş kaçıracaksın koş çiçek sandığın ateşe koş!
Zifiri karanlık ve bir ateş böceği.
Umudun kıvılcımı Allah'ın mucizesi.
Şehrin ışıkları o kadar parlak ki çok az kimse kendi karanlığında neler sakladığını görebiliyor.
Beton binaların arasında yankılanan her kahkaha, bir imdat çığlığının en kibar formudur.
Saatlerin tiktakları, ömrümüzden kopan parçaların yere düşerken çıkardığı seslerdir.
Kim ve kimse arasındaki kalın çizgi
gökyüzünün maviliğinde kayboluyor.
Berrak fazlasıyla bu dere
saf ve temiz.
Vicdanın amansız mahkemesinde, sanık sandalyesine oturttuğumuz her hırs, ruhumuzun derinliklerindeki o iflah olmaz boşluğun bir tezahürüdür.
Gözbebeklerimize kazınan bu kolektif cinnet, sahte bir sükunetin ardına gizlenmiş volkanik bir infilakın habercisidir.
Kelamın kifayetsiz kaldığı o meşum anlarda, sükutun balyozu iner zihnimizin fildişi kulelerine.
Sokak lambasının altındaki gölge, sahibinden daha mı özgür?
Unutulmaya yüz tutmuş bir hatıranın radyasyonu düşünceleri mutasyona uğratabilir.
Ruhumu güncellesem de antik yaralarım kanamaya devam ediyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!