Peygamber(Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bir ta rafa yaslanmışlar iken Muâz bin Cebel (r.a) huzûruna girdi Peygamber(Sallâllâhü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz:
“NASIL SABAHLADIN EY MUÂZ? ” diye sordular
“ÂLLAH’a îmân ettiğim hâlde sabahladım” dedi
“HER SÖZÜN BİR DELÎLİ, KÂLPLERDEKİ HER HÂLİN BİR ALÂMETİ VARDIR SENİN (bu) SÖZÜNÜN DELÎLİ NEDİR? ”bu yurdular
“Ey ÂLLÂH’ın Nebîsi, ben her sabah uyandığımda o gün ak şama ulaşamayacağımı; akşama kavuştuğumda sabaha ula şamayacağımı düşünürüm Attığım her adımda bir sonraki a dımı atamayacağımı düşünürüm Kendimi şöyle düşünürüm: Sanki kıyâmet kopmuş, ÂLLÂH’ın huzûrunda her ümmet diz çökmüş kitâbıına ve Peygamberine ve ÂLLÂH’dan başka tap tıkları putlarına çağırılıyorlar, cehennemliklerin azâblarına, cennetliklerin sevâplarına bakıyor gibiyim” Peygamber (Sal
lâllâhü Aleyhi ve Sellem) Efendimiz
“İYİ BİLDİN BUNA DEVÂM ET”buyurdular (Tarihi Dımaşk)
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta