Gecenin, kendisini, sabahın ilk anlarına attığı zaman…
Karanlık kendi kendini yırtıyor, sahipsiz düşlerin başıboş çemberlerde döndüğü zamanın ilk pırıltılarını karşılayan güneşe yorgun gözlerim, artık hüzünden çıkmak üzere…
Geceye kendi kendine yorulmuş bakışlarımın ardına donuklaşan düşüncelerimin artık sahipsiz düşlere düştüğü zaman…
Uzaklaşan bir müzik, “ben yoruldum” cümlesine eklenen, diğer anlatımlarla, sanki eşlik ediyor demenin, dışında yarılıyor yüreğim…
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı