SUSKUN VEDA, SONSUZ HASRET
Yorgun bir akşamın gri tülünde, Sana söyleyemediğim sözler birikti içimde. Eski bir sandalyenin gıcırtısında duyuyorum sesini, Ve her nefeste, odanın duvarlarına çarpan kimsesizliğini. Zaman, avuçlarımdan kayıp giden ıslak bir sabun gibi, Tutmaya çalıştıkça daha çok acıtıyor ellerimi.
Bir vedaya sığmayacak kadar çoktu hayallerimiz, Oysa şimdi sadece bir resim çerçevesine hapsolmuş gülüşlerimiz. Gözlerin... Ah, o bakışlarındaki derya, Şimdi hangi rüzgârın kucağında uyuyor, hangi rüyada? Ben burada, bıraktığın boşluğun soğukluğuyla üşürken, Sen gittin; mevsimleri öksüz, kuşları dilsiz bırakıp erkenden.
Geceleri tavanı izliyorum, yıldızlar senin adını heceliyor, Karanlık, bir yorgan gibi üzerime ağır ağır seriliyor. Mutfaktaki boş sandalye, kapıdaki paslı kilit, Sanki her eşya seninle gitmiş, her umut birer kâğıttan mit. Ellerim hala o sıcaklığını arıyor rüzgârın içinde, Bir mucize bekliyorum, belki dönersin bir gün, bir biçimde. Biliyorum, gidenler geri gelmez o meçhul diyardan, Ama insan vazgeçemiyor işte, o ince sızıdan, o yardan.
Sana bu satırları, sesimin titrediği yerden yazıyorum, Hani o kimsenin görmediği, hep gizli tuttuğum kuyudan... Sokaklar lambalarını bir bir söndürürken şehre, Ben senin adını, karanlığın üzerine nakış gibi işliyorum. Gidişin; bir kapı kapanması değilmiş meğer, Bir dünyanın, tüm gürültüsüyle üzerime yıkılmasıymış.
Hatırlıyor musun? "Hiç gitmeyecekmiş gibi" bakardın ya hani, O bakışın gölgesinde ne çok bahar büyütmüştüm ben. Şimdi avuçlarımda sadece kuru bir ayaz var, Ve saçlarına dokunamamanın verdiği o korkunç sızı... Bir insan, bir başkasının yokluğunda nasıl bu kadar eksilir? Nasıl olur da nefes almak, bu kadar ağır bir yük haline gelir?
Senden sonra saatleri kurmayı bıraktım ben, Çünkü zaman, sen gittiğin o dakikada intihar etti. Mutfakta senin bardağın, vestiyerde senin hırkan, Her biri birer cellat gibi dikilmiş karşımda, "Gelmeyecek" diyorlar, "O bir daha asla bu kapıdan girmeyecek." Ben ise bir çocuk inadıyla, her rüzgârda kapıya koşuyorum.
Affet beni... Sana söyleyemediğim o son kelimeler boğazımda birer kördüğüm, "Kal" diyemedim, "Sensiz biterim" diyemedim sana. Şimdi içimde bitmek bilmeyen bir cenaze töreni var; Sessiz, kimsesiz ve alabildiğine kalabalık... Yanaklarımdan süzülen bu yaşlar sana olan borcum olsun, Ödeyemediğim, biriktikçe altında ezildiğim o büyük borcum.
Belki bir gün, başka bir evrenin aynı sokağında, Yine rastlarız birbirimize, üzerimizde aynı yorgunlukla. O güne dek ben, senin bıraktığın bu boşluğu seveceğim, Seni özlemeyi, sana kavuşmaya tercih ederek yaşayacağım. Güle güle ey benim en güzel yenilgim, Güle güle... Ruhun şad, uykun sonsuz olsun.
Alonedark AlonedarkKayıt Tarihi : 28.12.2025 04:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!