“ Aşk kara gözlü bir Leyla'dır. Mecnun çölde bir deli. “
Hayır aşk kara gözlü bir leyla değildir leyla kara
mecnun zamanı öğretti bana aşkı bilmez mecnun
leylasızlığın ölümsüzlük dersini verdi bana bense ona yeni terk edilmişlikleri
akut bir zaafın zifirindeyim kırık siyahlar aldım
“Terkedilmenin rengi zaten siyahtır ”
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Susalya(çehar)
“ Aşk kara gözlü bir Leyla'dır. Mecnun çölde bir deli. “
Hayır aşk kara gözlü bir leyla değildir leyla kara
mecnun zamanı öğretti bana aşkı bilmez mecnun
leylasızlığın ölümsüzlük dersini verdi bana bense ona yeni terk edilmişlikleri
akut bir zaafın zifirindeyim kırık siyahlar aldım
“Terkedilmenin rengi zaten siyahtır ”
Zaaflarsa zamanla renklenip kurtulurlar zaaf olmaktan.
gitmelerini ağdalayan şirin'in şerbet halinde tanıdım seni
şimdi aslı'nın fotokoposi kadar aslım ve neslim yok
zaaflarıma zam getiren bir çığın son halinden sana geldim
renklenen öpülme sonralarını pırtık pırtık etti yüreğim
kandırma kasırgalarım modlarının sitlerinde set kurdular ben üstüne benden
ne zaman gelsem gelmene
biraz biraz oluyor bir azlar
azınç bir kazanımın sevgi şifresinde gizil şevklere yaltanırım yel haşimliğim
efsun bir bulutla buluşuyoruz yarın yağmur halindeyim
yarin toprağına pansumandır damlacıklarım
seferberlik ilan etti gözyaşlarım ve de ahlarım
tarumar etmiş terk edilmişliğin edilgin kaçışlarında
ben kaçmıyorum burdayım sevdim evet erkekçesine
acılarımla hemhalım hem de hamalım dertlerime
eroslarımdan ivedik kalmalar susar sulara
ve ben her zaman arzu pazarındayım nazlarını satın alma pazarlığındayım
yanlış pazara gitmişim senden almışım meğer korsanıymış
ne kadar okusam da sevgiyi senden sayfalar eksik
aşk leke bırakır
leke aşka bıraktı terk edilmişliği
zulalarda aradım son züleyha'mı yusufsuzluğumdan eser yokken
aşkın sonrası tufandır ben umman
tutkunun anarşısindir gidişler ve yeniden gelişler
önce gelmeni vurdum vuruldum senden
sonra beklemeni vurdum bekledim her dem
en son gitmene atom attım ne sen, ne de gitmeler kalacak sonsuzca
eh şimdi sorma bunca nükleer deneme geçiren yüreğin nasıl
benim halim ne haldir ne senden kaldır be gülüm
Hayrettin Taylan
tebrikler
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta