En yükseklerden seyrediyorum şehrin en acı tebessümünü...
Ne geçmişe dönebiliyorum ve nede atiye koşabiliyorum...
İki dar koridorda meçhule ilerliyorum.
Hataların kıskacından kaçıyorum, savuruyorum kendimi hazin esen rüzgarın önünde..
-İçimde ki iyiliği; şahsıma yapılan kötülüklerin en önüne koydum!
Nefreti, kini öldürdüm yalnız geziyorum, en yüksekten titreyen elimi sallıyorum ve enginlere inme vakti geldi..
Engelleri aşıp dinme zamanı geldi,
Yalnızlığın ta ötesinden yüzünü göremediğim, nazik bir el uzanır elime!
-Öfkeyi yenip sevgiyle düzlüğe inme çabasıdır hayallerimiz.
İki arada bir derede kalmanın zorluğunu doğrularla yeniyorum.
HARPUT'un eteklerinden gecenin karanlığına doğru kayboluyorum!
-Oyunlar bozulur makamlar, mevkiler ters döner al aşağı olur ve yenilir yenilmem diyenler!
Gitme vakti geldi, kelam tükendi sükut hakim olsun; konuşma sus artık, sus ki; "SÜKUNET ŞEHRİNDEN" sesler gelsin!
(2.7.2020 22:09)
Kayıt Tarihi : 2.7.2020 22:09:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!