Şimdi Diyarbakır’ın dar sokaklarında, bir akşamüstü...
Sırtımı yaslamışım o dertli surlara,
Hevsel’den esen rüzgar bile hesap soruyor sanki.
Zalimlik sadece uzakta değil dostum,
Zalimlik; bazen bir mahallenin susturulmuş çığlığıdır,
Bazen de ekmek kokusuna karışan barut kokusu!
Ben ki; bu kentin tozunda büyümüş, çilesinde yoğrulmuşum,
Şimdi susacak halim mi var?
İsyanlardayım...
Hem de öyle bir isyan ki;
Ciğerim sökülüyor her görüş gününde,
Bağlarbaşı’nın yorgun kahvelerinde,
Ve Ofis’in o telaşlı kalabalığında yapayalnızım.
Yoksulluk dersen; biz onunla kardeş çocuklarıyız,
Dert dersen; anamın ak sütü gibi helaldir bize!
Ama haksızlık... İşte o ciğerimize batan paslı bir çivi!
Çektim Çileyi, Ezmedim Kimseyi!
Onlar sanıyor ki; dört duvarla, kelepçeyle biter bu sevda.
Bilmiyorlar ki; bizim yüreğimizde koca bir şehir atıyor!
Ben bu yoksulluğun gözünün içine baka baka,
Onurumdan bir santim bile ödün vermedim.
Babamdan kalan o yırtık ceket,
Benim için kralların pelerininden daha kutsaldır.
Çünkü o ceketin cebinde haram yok,
O ceketin dikişlerinde gözyaşı ve alın teri var!
Ulan zalim devran!
Sürebilirsin üstüme bütün tanklarını, tüfeklerini...
Beni bin yıl daha hapsedebilirsin o soğuk hücrelerde.
Ama benim ruhumu, benim bu memleket sevdamı,
Hangi zincir tutar, hangi kilit zapt eder?
Ve Şimdi Son Sözüm Olsun:
Dicle’nin suları şahidimdir,
Karacadağ’ın vakur duruşu rehberim...
Ben bu kederden bir saray inşa ettim kendime,
Sultanı da benim, marabası da!
Bizi yıkmaya gücünüz yetmez,
Çünkü biz; küllerinden doğanların,
Düştüğü yerden göğe kafa tutanların çocuklarıyız.
İsyanlardayım Diyarbekir!
Başım dumanlı, yüreğim yaralı, ama alnım ak...
Gelin şimdi, neyiniz varsa gelin!
Ölüm bile bize, ancak şeref verir!
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 04:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!