kuş dilini ezbere bilir sokaklar
rüzgârlar kuru otları savurarak eserken
kurumuş dallar baharın ihanetinden boyun büker
sonra bulutlar gri bir örtüyle örter göğün mavi pencerelerini
yüzüm düşer kayan yıldızlar gibi gecenin en siyahına
gözyaşlarım ibrişimden incecik
bir yol
tunçtan bir kaya’ya dönmüş yüreğime
kahırdan nehirler akıyor zehir zemberek
huysuz -gudubet -acuze felek sen bana neler ettin
mevsimsiz açan gelinciklerimi acımadan fırlatıp attın yüzüme
paramparça bir dünya bıraktın kör aynalarıma
suslar
yangınlar
çileler
içinde
yıkık dökük hatıraların gölgesinde bak titriyor kalbim
heba ettin tüm aşklarımı uçurum diplerinde harabeyim
beğendin mi zaman fırtınalar içinde alabora olan
yaşama sevincimi
yoksul tutsak bir kuşum artık yaban ellerde ölü zamanları yudumlayan
afaganlar basıyor ruhumu çığlık çığlığa can verirken ömrüm
yalnızlık kol kanat germiş üzerime
kabuslar ecel gibi tavaf ediyor
başımda
korkular
endişeler çığ gibi katmanlanırken kederlerle üstüme
kendime sürgün bir masalın önsözünü hazırlıyor vakitler
düşmüş meleklerin içinde hiçliğe kanat açan ruhum zindanlarda
yüzümün duvağından uçuşan kahve benekli güveler söyleyin
kendimle ve yalnızlığımla vedalaşmanın zamanı mı
yeleleri ateşe verilmiş yüzlerce kurşun koşumlu at
katar katar tırıs tırıs geçiyor üstümden
tozu dumana katarak ah!!
-sürgünlerdeyim-
............
2404202504:01
Kayıt Tarihi : 26.4.2025 02:14:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!