Bugün içimde, bir kavgayı bitirir gibi bitirdim
Sana dair ne varsa, kırık bir dal gibi döktüm.
Yolları vurdum sırtıma, sana çıkan ne varsa sildim.
Umutlarımı topladım o kanayan yarınlardan.
Bir uçurum kenarında rüzgâra karşı yeminler ettim.
Senden geçen ne varsa hafızamın karakollarında susturdum,
Adını bir mülteci gibi bıraktım sınır kapılarında.
Biliyorum bu yangın öyle kolay sönmeyecek.
Şehir puslu camların ardından yüzünü kusacak üzerime.
O tenha ve kimsesiz sokaklar adını fısıldayacak.
Uykularım yaralı bir kuş gibi, uyanışlarım paramparça olacak.
Belki bin kez öleceğim, bin kez gömüleceğim kendi sessizliğime,
Ama söz verdim toprağa suya ve alnımdaki şu çizgiye,
Seni bu kalpten bir daha dönmemek üzere uğurlayacağım.
Bugün senin içimdeki son hükmün, son saltanatın,
Hayallerimin üzerine çöken o kara dumanlı sis.
Gözlerine son kez bir sürgün gibi, bir yabancı gibi baktım.
Bir mevsimi devirdim, bir devri kapattım bugün.
Umutların boynu bükük, hayallerin kefeni beyaz,
Gönlümdeki o eski limanı ateşe verdim.
Bende kalan son kokunu da dağ rüzgarlarına savurdum.
Kendi yasımı tutarken, seni içimde sessizce defnettim.
Bugün, benden sana giden tüm köprülerin yıkıldı,
Artık ne adın bir duadır dilimde ne de hayalin bir sığınak,
Bütün kapıları kilitledim, anahtarlarını uçurumlara bıraktım.
Bugün seni, bir mahkûmun davasından vazgeçişi gibi değil,
Bir davanın kendi evladını sürgüne gönderişi gibi sildim.
Biliyorum, bu şehir puslu bir sabahın ayazında seni soracak
Vapurlar limana yanaşırken, raylar birbirine kavuşurken,
Gözlerimin ucunda asılı kalacak o eski, o tozlu hatıralar.
Uykularım bir gece yarısı operasyonuyla bölünecek,
Yüreğim, göğüs kafesimi bir zindan parmaklığı gibi dövecek.
Belki de bin kere öleceğim,
Bin kere kendi omuzlarımda taşıyacağım cenazemi,
Ama dönüp bakmayacağım o arkamda bıraktığım viraneye.
Kendime söz verdim, bu fırtına dinecek,
Bu sular elbet durulacak
Ve seni, bir şarkının en acı nakaratında susturacağım.
İçimdeki o koca çınar bugün devrildi, toprak küstü,
Mevsim bahardı, hazana döndü,
Hayallerimi kara bir kefene sarıp, dipsiz kuyulara terk ettim.
Umutlarımın üzerine karlar yağdı,
Kuşlar göçtü, bahar kırıma uğradı.
Ve o omuzlarımı çökerten ağır yükünden arındım!
Söküp attım gölgeni ruhumda
Şimdi gökyüzü kadar geniş,
Rüzgâr kadar başıboşum
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 13:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!