Bir püsküllü musiki gibi serildi akşamın üstüne şehrin fırfırlı, loş ışıklı suretleri.
Yüreğimin asfaltına mucurlar dökmüştü belediye, gördüm ki değdiği yerlerden yekpare, sökülmüş boyalarım.
Kaçırdım kendimi yan yollarından son sürat, geçerken silindi o yolların şeritleri.
Kim bilir kaç engeli aştım çarpa çarpa, yıkılmıştır bütün telefon direkleri.
Mor üzüm bağıydı gövdem, asla uslanmadım desem inanır mısın yediğim dayaklardan?
Vanası hiç takılmadı ki bu hayratın, hep açıktı musluğum, susadıysan haydi iç.
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta