Bir ömür sürdün de o perinin izini,
Bir nefeste geçtin, esrârın denizini…
Dövsen de nâfile gece gündüz dizini,
O meçhûl güzeli, gayrı yitik say gönül;
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül…!
Yalvardın yakardın, hâline aldırmadı;
Bu zâlim firâkı, aradan kaldırmadı…
Vuslat yere düştü, eğildin, aldırmadı!
Bir yıldız misâli, gökyüzünde kay gönül;
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül…!
Boynunu büktü de ağlattı İstanbul’u,
Güz yağmurlarıyla çağlattı İstanbul’u…
Eliyle ecele uzattı İstanbul’u,
Yedi Tepe solarken, ölmek kolay gönül;
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül…!
Geç buldun o yâri, lâkin pek tez yitirdin;
Yitirmek ne acı, sanki ömrü bitirdin…
O yâr nazarında, dün-ü gün esâtîrdin,
Her damla gözünde, billûrdan saray gönül;
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül…!
İtimat etmedi, ne sana ne de bana,
O periden gayrı, kim himmet ede bana?
Felek yâr etmezmiş, gonca gülü yabana!
Bilsem de diyemem, bu sevdâdan cay gönül;
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül…!
Bu gönül evindir, hârâb olmasın Yâ Rab!
Vuslatla sevindir, serâb olmasın Yâ Rab!
Ruhumu kemirir, bu amansız ıztırâb!
Bâyâtî kulun perişân, hâyâ-hây gönül;
Gönül eyvây gönül vay gönül eyvây gönül…!
Kayıt Tarihi : 9.11.2005 11:35:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!