Mişa*** hafızamdaki gizli bahçelerde gezen kırk odalı kapıların anahtarını arayıp duran ,derbeder,derdest,dertdaş***
ÂFÂK
Porselenden kalpler ,
Kötü kelimelerin rüzgârıyla kırıldı,
Gözlerinden gökyüzü akan çocuklar
Unuttular çiçeklerle konuşmayı.
AĞYÂR
Kapıları boyuyorum yeşile,
Kilitleri açarak tutsak cennet çiçeklerini
Kasım yağmurlarıyla
İnşiraha bürünen ayetleri
Salıyorum dudaklarımdan.
ARDIÇ KUŞLARI GÜNEŞİ GÖMERDİ
Kayboldu güneş bir dağın ardında,
Yüzünü yıkıyorlardı külle.
Tende dinlenmeler
Taşta gölgelerle
Hep gizledi ışık zamanla
ARKA BAHÇE GÜNCESİ
Bir yaprağın damarında
Eskiyorum.
Arka bahçelerde
Dolaştırdığım
Ölü kuşların
BALKON DEMİRLERİ
İnsanın yürümesini beş gözle bekliyorum!
|
Kadife perdelerin ardında unutulur
Ev dağınıklığıyla örtülü çoraplar
Kardeşlikten nasipsiz adımlarla.
ÇAN ÇİÇEKLERİ
Gökyüzünden kayan
Bir yıldızın kanında.
Yedi renk suların damlayışında
En uçlara uzanır gövdem
Tozu dumana katarak.
CANHIRAŞ
Tenhalarda boy verir gelincikler
Gündüze amaroz yarasalar
Geceye yalın ayak dualar bırakır.
Küf rengi kederinde
Kül kendini gömerken utanır.
ÇIBAN ÇİMLERİ
Ruh: Sönük yıldızlar ormanında
Bir kabuğun zarında gizlenir utangaç.
Havva: Gökyüzü şiir
Yeryüzünün kollarında.
Ben çok sesli sustum Mişa!
Gökyüzü şarkısıyla düştü gül suya,
Ritim tutan rüzgarla,
İçime kurdun krallığını
Damsız evler gibi.
DİL DESENİ
Yalnız bir söğüt ağacıydım.
Nehirler kadar uzun, kuşlar kadar çok
Yollar kadar uzaklardaydın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!