Su gibi olmalısın. Mutlak yeryüzüne çıkacak bir yol bulmalısın. Çıkışı bulunca gürül gürül akmalısın. Unutma matlaka sabırlı olacaksın ve çıkışı bulacaksın.
Su gibi olmalısın. Hayat dinginleşince her alana yayılmalı, sakin sakin akmalısın. Ne zamanki şartlar zorlamaya, yaşam alanın daralmaya başlarÿÿÿ; o zaman güçlenmelisin. Hızını artırmalı, şiddetlenmelisin. Ne kadar engel çıkarsa, o kadar sert olmalısın. Daraldıkça hayat, çoğaldıkça yaşamak için engel, dahada sertleşmelisin. Öyle çarpmalısın ki engellere, en sert kaya bile un ufak olmalı zamanla. Su gibi sabırlı olmalısın. Önüne çıktığı için bin pişman olmalı, mermer bile parçalanmalı.
Su gibi olmalısın. Düşüşün bile görkemli olmalı. Diğerleri seni seyretmeye doyamamalı. Engellere çarpışını, şiddetini hayranlıkla seyretmeli ve ürkmeliler. Önüne çıkmadıkları için sevinmeliler.
Su gibi olmalısın. Üzereinde kocaman gemiler gezinmeli. Senin hayatına girebilmek için özel olmalılar. Ama en ufak zaaflarında, en derine gömmelisin onları. Büyüklüklerinin bir önemi olmadığını anlamalılar. Su gibi olmalısın. Gerektiğinde bir balina, birkaç yunus göstermelisin insanlara. Derinliklerinde öyle şeyler saklamalısın ki, görmeyi hak edenler allak bullak olmalı. Anlamakta zorlanmalılar, çözememeliler seni. Her zaman gizemli bir yanın kalmalı.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta