Söz vardır, söylenmeyen, söylenemeyen… Söylenince anlaşılamayan… Hani, “söylersem ne der? ” diye başlayan paranoyak kuşkuların içimizi kemirdiği sözler… Mektuplar, bu yüzden anlamlıdır, söylemek istediğimiz her şeyi söyleriz rahatlıkla, sonra sözümüzü beğenmeyip, yırtarız, oturup tekrar söyleriz. İçimizdeki bizin bize söylediği her şeyi, mektuplarla biz de başkasına anlatabiliriz. Oysa birine istediğimiz bir şey söylemek zordur, sözümüzü yırtıp yenisini söylemek de zaten imkansızdır. Bu yüzden olsa gerek, kendi içimizde yarattığımız birine, bir şeyler söylemek, sadece mektuplara has bir özelliktir. Kendi içimizde yarattığımız biri ne demek? Hakikaten ne demek?
Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz,
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.
Devamını Oku
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta