canından can parçanı nasıl attın yollara
hatalarına kurban belersin çamurlara
bu günahın sığmaz ne mezhebe ne kitaba
ekilen biçilirken erilmez muratlara.
aradan geçen yıllar yaşanmamış olacak
yüreklerinde sevgi yeşilde kuruyacak
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




aç kucağın sıcak sar yavrunu geç kalmadan
sokağın ellerinden sonrada çekemezsin...
..............................................................
bu son satırlar Türkiye'nin en çok üzerinde durması gereken kanayan yarasını ne güzel ifade etmiş..tebrikler duyarlı şiirinize..
Ben bunlara anne sözcügünü yakistiramiyorum ki . Sözde bile anne olamaz bu yüreklere sahip kadinlar. Sözde analar hic degilse sicak corba verebilirler cocuklarina ama yürklerinde anne sevgisi tasimayanlar hic bir sey veremiyorlar ki.
Seslenisiniz o kadar güzelki bende siirlerimde genelde anne yi islyorum. Duyarsiz olan yürkleri duyarli olmaya cagiriyorum. Umarim sesimizi duyurabiliriz. Saygilar.... Türkan DİNÇER
Ahh bu sözde analar hergün TV de izlemek çok acı veriyor..En kötüsü de yavrucaklara birşey yapamak..seyretmenin dışında...
kutlarım duyarlı yüreğinizi
can vereni Allah aç bırakmaz o doyurur,
korkunun bedelinden mutluluk doğmayacak..._burasi veciz kadar degerli siirinizin...tebrikler tebrikler sevgili üstadem...
onamı sordun sanki, dünyasını getirdin,
çaresizliği sebep kılarsın istenmezin
aç kucağın sıcak sar yavrunu geç kalmadan
sokağın ellerinden sonrada çekemezsin...
.....................
Ana olmak sadece doğurmak değildir...
Tebrikler anlamlı şiire
Sevgimle
şiirlerinizi sonsuz bir zevkle okuyorum yüreğinize sağlık
Ya zamana ayak uyduracaksın ya da zamanın elinden tutup aynı yolda olacaksın/ız.
Zamanı kontrol etmenin bakış açılarını dengede tutmanın zor olduğu malumlarımızdır...
Zaman herşeyin ilacı olduğu gibi de herşeyi içinde eritebilen yok edebilen bir mevhum!
Bu bakımdan Meseleyi tahlil ettiğimizde kişilik vasıflarını oluşturan meziyetleri çoğu kez 'zaman' eş güdümüyle oluşturduğumuzda aşikardır...
Analar!
Babalar!
çocuklar!
İnsanlar
ve,
Canlılar, Cansızlar
Hepside 'Zamanın' Tezgahından geçmek zorundadır. Hepside Zamanın potasının şeklini almak zorundadır...
Canlı bir sıvıdır ya da bir gazdır, her nereye girerse girsin boşalırla boşalsın girdiği yada boşaldığı-sızdığı zeminin şeklini alacaktır.
Mesele derin mesele :-))
Sözde bile ana demeye değmez onlara. Bebeğini kız diye dövüp öldüren de ana, civcivine zarar verecek diye kocaman köpeklere atılan tavuk da ana. Şu son yaşanan vahşetler karşısında kavramlarım karıştı. Allahım nereye gidiyor insanlık. Şefkat ve merhametin tisallerine neler oluyorrr
Duygulandırdın beni şairem.
Tebrik ediyorum sevgiyle...
Hoşçakal
Ümran Tokmak
onamı sordun sanki, dünyasını getirdin,
çaresizliği sebep kılarsın istenmezin
aç kucağın sıcak sar yavrunu geç kalmadan
sokağın ellerinden sonrada çekemezsin...
mükemmel bir çalışma...
yüreğine sağlık
kutluyorum selam ve saygılar
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta