Adem topraktan doğrulur doğrulmaz; Allahım sana teşekkür ederim anlamına gelebilecek olan; Elhamdülillah Rabbil alemin diyerek sözün kontağını açtığını biliyoruz.
Söz skalasına baktığımız zaman da.
En üst dilimde Allahın sözü yer alır ki buna ayet diyoruz, Allahın bildirdiği her kelam en üst değerde ve herkesi (inanlar için) bağlayıcıdır.
Yukarıdan aşağı bu skalanın ikinci kısmında ise, Peygamber sözü yer alır.
Ona da bilindiği gibi hadis diyoruz. Peygamberin her söylediği söz hadis midir? Değildir elbet. Aişe bana bir su verir misin demiş olmalı peygamberimiz; bu hadis mi, hayır, ama ‘komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ hadistir. Bunun gibi.
İşte bu skalanın üçüncü kısımda ise şiir yer alır, yani ayet ve hadisten sonra şiir gelir. Şiirin önemini şimdi daha da iyi anlamış oluyoruz.
Şiir olması için ne gerekli; şair sözü olması gerek; her şair sözü şiir midir? Değildir elbet.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta