Yorgun suâllerin cevabını son gücümle vermeye çalışıyorum.
Düştüğüm boşluklardan çıkmak için basamaklar dolduruyorum.
Birden olmuyor, birdenbire dolmuyor.
Olsun yine de çabalıyorum.
Kimse görmese de, kimse hissetmese de…
Körlüğüm gerçeklere, körüm gerçeklere…
Ağzıma yalanlar tıkayıp nasıl doğruları sarf edebilirim?
Amaçlar sonuçlandığında mı delirdim?
Ruhumu yaktığım okyanusun neresinde belirdim?
Soruyorum, arıyorum, kelimeleri tarıyorum cümleler kuruyorum;
Neyi, niye, neden yapıyorum bilmeden yapıyorum.
Adımlarımı atarken ensemde içimdeki şeytanın nefesini hissediyorum.
Limana varmayacak kulaçlarımın çapı kadar mı yoksa çapım?
Kim verecek cevapları soran da sorulan da ben iken?
Kasvetli dizeler sıralayarak gecemin matemini düzleme yaydım.
Maziyi zehir etmişim hatırıma,
Şimdi ise yarınımda sahne,
Aydınlık kırıntıları serap gibi sahte.
Uykuya gömdüğüm bedenim ruhumdan,
Hatalarımla söndürdüğüm ruhum bedenden dertli;
Şikayet ettiğim bendeki hangi fertti?
Kaç kişi sakladım içimde, hangisi bendi?
Sorular ah sorular yine yeniden aklımı deşiyorlar,
Koş ve kaç, sığın yalan limanlara,
Tutunmuşum teğet geçen dileklerin umuduna,
Yorulmuşum kendime verdiğim sözlere kana kana…
Işık hüzmeleri değiyor gözlerime,
Çaresizliğimi bilmem bile bir çare,
Enkazlar silsilesinin sureti bi’ çare…
Nihayetinde sorgu suâl ile kayboldu fikrim,
Fazla mantık aramanın mantıklı olmadığını anladığımda akıllandım.
Oysa ben hep kendimi akıllı sandım.
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 03:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!