Güneşi doğuran analara sor beni,
Bayırda özgürce dolaşan ceylanlara,
Koyun peşinde dağ taş gezen çobana,
Süt sağan berivanın nasırlı ellerine,
Güneşin kavurucu sıcaklığı altında
Tenleri esmerleşen çocuklara sor beni.
Sor beni;
Kardeşlikten ödün vermeyene,
Dostluğu her daim diri tutana,
Komşusu açken lokmasını bölene,
Yokluğu onurla taşıyıp
Tokluğu şükürle süsleyene,
Acımasız dünyaya gövdesini siper eden
Mezopotamya’nın yürekli gençlerine sor beni.
Sor beni;
Evladının bedenini
Kefene kendi elleriyle saran analara,
Hasretle, umutla, özlemle
Hayata sımsıkı tutunanlara,
Yüzü kir, pas içinde olsa da
Umudu yarına emanet eden
Babaların suskun yüreğine sor beni.
Sor beni;
Aşkın zehrini şerbet diye içene,
Ekmeğini taştan çıkarıp şükredene,
Helal rızkın izini sürene,
Harama elini, dilini, kalbini uzatmayan
Peygamber ahlaklı insanlara sor beni.
Sor beni;
Allah yolundan sapmayana,
Kelime-i şehadetle yaşayanlara,
Hak, hukuk ve adalet uğruna direnenlere,
Ölümü bilip
Yaradanın huzuruna çıkacağına iman edenlere,
Güzel amelleriyle
Etrafına nur saçanlara sor beni.
Ama sor beni;
Otuz dört kurşunu bağrıma sıkan cellada,
Hayatı zehre çeviren deccale,
Kinle, nefretle büyüyüp
Masum kanını hiçe sayan
Zulümde boğulmuşlara da sor beni.
Sor beni;
Paraya secde edene,
Dini çıkarına alet edene,
Kara parayı aklayıp
Vicdanını karartanlara,
Hırsızlığı geçim kapısı,
Dilenmeyi marifet sayanlara da
Sor beni.
Kayıt Tarihi : 7.2.2020 18:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
A




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!