Başladı bak o mevsim, yaz bitti geldi Eylül
Seviyorum seni ben; Nisan, Haziran kadar.
Bahçemde güller soldu, artık ötmüyor bülbül
Sevdiğim (*) kıştır benim, Hazan olsan ne yazar?
…
Sevdiğim insanları hep sende kaybettim ben
Nedir bu kasvet, keder, bu ayrılıklar neden?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Şiirin içeriği sanki başlığı 'Sonbaharla Aşk' gibi okuttu bana.. Öyle güzel bir söyleşi ve pazarlık var ki mevsimle.... iki aşık gibi....
Kişiselleştirilmiş bir sonbaharı düşünmek bile çok hoştu.... Kaleminize sağlık Yılmaz Bey... Saygılarımla.....
her mevsimin ayrı güzelliği vardır. her mevsimde unutulmayan anılar vardır. Dört mevsimde de güzellikler yaşanması dileğimle. Yüreğine sağlık.
derin yorgun ve ayazla geçen bir bahardan sonra sonbaharın ilk basamağında nasıl umutla çıkar insan...
yüzünü çevirdiği pencerede ona bakan sarı bir kainat, ve ellerini tutacak sevgili bir başka mevsimde kalmışken...
Gidenleri getirir mi dersiniz Sonbahar... Yoksa daha çok üşütür mü...
Sonsuz kutlarım harikaydı...
Saygılar.
Herkesin hatırlamak istemediği gözümün kapatsam da geçip gitse dediğimiz mevsim ve ay vardır ..Acılarımızı hatırlatan yaralarımızı depreştiren bende mart ayını sevmem :((
Güzel ve anlamlı şiirini kutlarım ..Saygılar
tebrikler yüreğine sağlık evet yine sonbahar geldi güzeldir baharlar bee
Sonbahar ve şair!Çok güzel bir ikili hele ki Yılmaz hocamın kaleminden naif yüreğinden...Hocam harikasınız zekanızı hayranlıkla izliyorum nicelerine...
Bu da benim Sonbaharım !
Sonbahar
Gözüne bir damla yaş düşmüş sonbaharın
Ayrılık hüzzam makamı
Ellerine yıldırım mı düşmüş nedir
Boyun bükmüş koca çınar
Bir bir terk ederken onu yaprakları
Her defasında daha da bükülüyor beli
İncecik bir çise başında
Dersinki intikam yemini
Avutmuyor yalancı güneş
Her yanında başka sonbahar matemi
Artık kuşlar ötmüyor
Çıplak dallarda tek kalmış bir ürperti
Dirense de tüm ihtişamıyla doğrulup göklere
Vahim bir yalnızlığı kuşanıyor
Hiç istemese de
Yaprak hışırtısı mı çığlık mı rüzgarlarda savrulan nedir
Gökleri delse de tüm ihtişam
Bir yaprağını dahi tutunduramaz dallarında
Dallarının ucunda bir damla göz yaşı
Köklerine kadar matem salmış sonbahar
Sonbahar hazin bir sonun başlangıcı
Her solan çiçek
Her dökülen yaprak
Evet hazin bir tenhalık gerçeğinden
Adı çınar bile olsa gücü yetmez sonbahara
Gözüne bir damla yaş düşe de
Kader de sonbaharda var
İkinci adı aldatsa da insanı
Yüreğine sonbaharın kökleri salanlar
İyi bilirler ondan arda kalan gerçeği
Çehresinde sararan masum bir gülücük
vahim yalnızlık saltanatından....
ahh sonbahar ahh eylül hangi şairin eylüle şiir yazmadı ki ben yazmadım diyende yakındır yazması başka bir eylüle... çok güzeldi şiiriniz Yılmaz hocam yürekten kutluyorum saygı ve hürmetler
kesinlikle bestelenmeli, harikaydı dost
Eylül., hüzün mevsiminin giriş kapısı...
Bu kapıdan adım atınca da şiiri yazan kalemler ister istemez ayrılıkların hokkasından alıyor mürekkebini..
kaleminize sağlık...
14'lü hece ölçüsüyle yazılmış çok güzel, duygu yüklü bir şiir. Beğeniyle okudum.
Sadece şiirin başlığına takıldım. Şiirde aşktan ziyade sonbaharın hüznü ve ayrılığı vurgulayan duygusu ağır basıyor sanki. Ben olsam 'Barışalım Sonbahar' başlığını seçerdim, diye düşünüyorum. Yine de şiir sizin, tercih sizin.
Yüreğinize, kaleminize sağlık Yılmaz Örmeci Bey. Kutluyorum.
Bu şiir ile ilgili 21 tane yorum bulunmakta