Yıllar sonra ilk mektubum bu sana;
Onu iyi oku ve iyi sakla!
***
Soğuk ve karanlık mavi boyalı hastane odasının,
Beyaz tavanına bakarken manasız,
Sancılar bastı apansız...
Bu sefer kalbimdi ağrıyan ve verem kadar amansız!
Kan kusturmuyordu bu ağrı,
Gerçi gören kan sanırdı kırmızı göz yaşlarımı.
İşte sarınca vicdanım dört bir yanımı,
Delince çelik zırhlı gururumu,
Mecbur sarıldım kağıda kaleme,
Rahat uyuyabilmek için bu gece!
***
Sana bir sır vereyim anne!
Ben buralardan gideceğim...
Kaçacağım bu hastaneden,
Gideceğim bu gece Heybeli'den.
Vapura bineceğim vakit kaybetmeden,
Önce Kartal'a gideceğim.
Doya doya izleyeceğim,
Sabahın ilk ışıklarında,
Bir genç kızı izlermiş gibi Kartal'ı
Üsküdar'a gideceğim hemen ardında.
Doya doya izleyeceğim o harikayı,
Hüzünlü mabedi ve Sultanahmet'i,
Birbirine aşık Galata ve Kız Kulesini,
İki nazlı köprüyü ve denizi...
Aslında bu manzarayı gece izlemeliydi,
Ama,
Bu gece ne olacağı hiç belli değil anne!
Akşam olup çekilince herkes evine,
Hüznü ve sakinliğiyle sana benzettiğim,
Canım Kuzguncuk'a gideceğim!
Sonra, sonra nereye gideceğim?
Söyleyemem,
Çünkü bu gece ne olacağı hiç belli değil anne...
***
Sana bir sır daha vereyim anne!
Gidiyorum...
İskarpinlerimle arnavutkaldırımlarını döve döve,
Gidiyorum Kuzguncuk'ta sakince.
Rüyalar görüyorum yürürken,
Hepsinde özlem,
Hepsinde sen...
Sağımda cami solumda kilise,
Kuzguncuk'un matemli havası işlemiş içime!
Bir kucak arıyorum bu gece,
Avutacak bir kucak,
Sığınacak bir köşe!
Sonunu bilmediğim yokuştan iniyorum,
Ve sana doğru geliyorum!
Geliyorum işte!
Arkamda iskarpinlerimin çıkarttığı tak tak seslerinden,
Başka ses bırakamadan!
Ulaşabilir miyim sana?
Hayır,
Çünkü,
Bu gece ne olacağı çok belli anne...
Kayıt Tarihi : 1.4.2007 19:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!