Belki aynılarını bin kere söyledim, belki ilk
Gündüz her şey yolunda, aştım seni, gidenleri,
Yeni hayatım için heyecanlıyım, içim kıpır kıpır,
Hayallerim odada, filtre kahve ve sevdiklerimle öğlen uykusu.
Yeni bir pantolon, yeni bir yıl, yeni bir ben.
Bu yıl sen yoksun, yakın bir dostum da.
Erteleme uykuları da yok artık, üstümdeki akademik bıkkınlık da.
Umutluyum, ayaktayım, duruşum güçlü, rüzgarlar beraberimde her adımımda.
Hayat amacımı buldum sanıyorum, tasarlamak, ruhlar ve kalpler için.
Fakat sanki içimdeki takvim geceleri dönüyor tersine.
Sayfanın arkası, yazı değil tura bu defa.
Seni özlüyorum, artık kim olduğunu hatırlamıyorum.
Nasıl gülerdin, nasıl dururdun öyle sessiz,
Nasıl severdin beni, hiç bilemeyeceğim.
Nasıl konuşurdun, beni istermiş gibi, hep mış gibi.
Evinin önüne sürdüm bugün.
İçim aynı, dışım aynı.
Yalnız eve geldim, gece çökmüş, uyku zamanı.
Oturup kalıyorum her yerde, hiçbir yere bakarak.
Yaşamam gereken her şeyi yaşadım, hissetmem gerekenleri.
Bolca yazdım çizdim, dinledim, ağladım tutunurcasına o daimi şifaya.
Ama geceleri aynı yerdeyim.
İçimde sadece ağır bir hüzün.
Hiç geçmiyor, oyalanıyorum yalnızca gündüzleri.
Bomboş, ama nasılsa yırtıyor göğsümü ve oturuyor içimde.
Benimle beraber uyanıyor her sabah, gözlerimin arkasından bakıyor rüyama.
Geceleri uyutmuyor, çaresi yok.
Öyle oturuyorum onunla, sessiz sedasız,
Aynı seninle oturur gibi.
Elimi uzatsam ulaşamıyorum, kafamı çevirdiğim her yerde.
Hayaletin.
Aklıma serptiğin karanlıklar.
Bizi yaratan ateşi, senle benim,
Tanrılardan çalmışım sanki.
Her gün aynı saatte bu kara kargalar deşiyor ciğerimi.
Afiyetle, batıra batıra gagalarını.
Senin hayaletin.
Bir dostumu kaybettim, onu hiç tanımamışım.
Geceleri hüznüme ortak olan, anlattığımda bıkmayan, defalarca.
Onu hiç tanımamışım, kalbi sevgi dolu bir aptalmışım.
Son günlerle birlikte o aptal da sürüklendi gitti acılar okyanusumun koca dalgalarıyla, hiç geri gelmemek üzere, hissediyorum.
Son damlayı o salıverdi, bardağı sen doldurdun.
Sevdiklerime öyle mesafeli hissediyorum ki şimdi.
Onlar aynılar, paylaştıklarımız yerinde.
Ama bir buzlu cam ardından bakıyorum sanki.
Görmesem de yansımaları biliyorum ezbere.
Özüm gibi tanıdık, göreceklerimi biliyorum, yabancılık çekmediğim yerlerde kalıyorum.
Ama öyle içten gülmüyorum, ansızın bir espriyle belki.
Normalleştiriyorum bu mesafeyi.
Gittikçe küçülen bir ben duruyor insanlarla aramda.
Güvenimi kaybettim, bu ilk değil.
Fakat umudumu kaybettim, bu bir ilk.
Belki de insanları bu mesafeden sevebilirmişim.
Her an herkes gidebilirmiş gibi, valizim kapıda haftalardır.
Geldiğim uzaklardan değil fakat,
Gideceğim uzaklara davet.
İhtimalleri düşünüyorum.
Aynalara bakakalıyorum, dişlerimi fırçalamadan.
Aynadaki gri gözlerin arkasında hep seni görüyorum.
O gözlerle bakışırken zihnim seni konuşuyor, ya da serpiştirdiğin karanlıkların yankısı.
Fısıldayarak cevaplıyorum hepsini, kimse uyanmasın öyle.
Neticede hiçbir zaman sevgilim olmayan sevgilimle hayali tartışmalarım kadar önemsiz şeylerle edemem kimseyi mışıl mışıl uykusundan.
Benim uyuyamadığım o erken uykulardan.
Bu camın ardından, onların hüzünleri de bana vurmuyor öyle.
Yansıyıp dökülüyor yerlere.
Ayaklarımın dibine, fakat arada puslu birkaç milimetre.
Ne hissettiğimi kimseye yeterince anlatamıyorum artık, anlatsam hafiflerdim eskiden.
Ne kelimeleri bulabiliyorum ne de hafifleyebiliyorum.
Elimden aldın onu da.
Soluk bir cevap arıyorum kartlarda, kendime de bakamıyorum artık falları.
Gözlerim bile gülmüyor senden bir umut düşse masaya.
Kavgalar çarparsa ellerime, ben demiştim diyip köşeme çekiliyorum.
Sorduklarım da pic oldu, aradıklarım da, sahipsiz ve kafası güzel.
Uyuşmuş ve aptal bir gülümseme, sezgilerimin yüzünde.
Dürttükçe akıyor gözyaşları o hissiz gözlerden.
Gündüz biriktirdiklerini gündüz salıveriyor üstüne bastıkça tuzu.
Aşka küsmek deniyormuş.
Ben bilmezdim.
Beni seven herkes biliyor seni artık, yüzümden okunuyor kayıp bu sevgi.
Her gün kirpiklerimde taşıyorum, parmakuçlarımla sevdiğim gibi.
Ellerim titreyerek sevdiğim gibi, gözlerim parlayarak.
Hepsi nefret ediyor senden.
Niçin böyle oldu, keşke o olmasaydın.
Sevdiklerimin, beni üzme hakkını bile vermediği sorumsuzun biri.
Utanmadan söylüyorsun,
Seni birisi sevmeli fakat ben değil.
Öyle yoruldum ki, öyle yoruldum ki senden.
Varsan dert, yoksan dert.
Varsam ben, artık olmamalı hüzün raflarımda.
Askıda bile, kaldırıp atmalıyım.
Alamıyorum kendimi şarkılarını dinlemekten.
Dilinin ucundan boğazına kaçan onca cümle.
Böyle korkak, böyle kaçak, böyle vicdan muhasebesi.
Banka her zaman kazanır.
Aklında kim vardı soramadım bile, ben değilim.
Onca ıslık, onca çığlık kime?
Kimi seçtin üstüme?
Fazla iyi bir ihtimalsem, aklınla bir olup bana geri dönme.
Hiçbir zaman sevmediğin sonsuz kuyu.
Tükür içine.
Tutamıyorum kendimi umuttan, yıllar sonra seninle,
Doğru hallerimizken, oyunun sonunda.
Son sahne bizimle kapansa, yine de diliyorum bu ihtimalin cevabını yıldızlardan, telvelerden ve kartlardan.
Suratına öyle bakmak istiyorum ki,
Gözlerinin içi gülen ben, yok artık karşında.
O duvarı öyle indirmek istiyorum ki gökten.
Ayaklarına dökülsün ağırlığı.
Ama yine de koşarak, aşarak gel istiyorum.
Sonra bir duvar daha.
Sana inanmıyorum diye bağırmak istiyorum suratına.
Ve mahvolurcasına inandırmanı beni.
Ellerinde çiçeklerle gel, avuçlarımla ezeyim.
Beni böyle yok eden senken seni teselli etmekten de korkarım.
Kıyamazsam yine, yüzüme söv dediğin gibi.
Öyle bir uçurum aramızda.
Sen bile bile, göz göre göre paramparça ederken beni, tıkandı sözlerim.
Ufacık ıslanır gözlerim, karşında ağlarsam üzülürsün.
Öyle kıyamazdım.
Şimdi aklımda intikam senaryoları, ezik büzük nergisler, yıllara dair buruk ve aptal bir umut, ufuk alasıya çığlık ve öfke.
Ne istediğini biliyordun aslında, asla olmadığım o liste.
Kayıt Tarihi : 14.1.2026 03:14:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!