Ecel kapı çalınca bakmaz yaşa, bakmaz gence,
Kabir yolu sarp yokuş, azap var ince ince.
Cehennem çarşısında kurulmuşsa teraziler,
Asıl mesele; nasıl yaşadın ömür bitince?
Bedeni toprak sarar, kalır bir kuru kafa,
Zebani eyvallah mı der ağaya ya da paşa?
Her "Müslümanım" diyeni sanma sakın derya-dil,
Nice Musa diyenler, kandırdı hizmet etti Firavun’a!
Seçtiğin dost ya güle götürür ya da çöplüğe,
Bülbülün aşkı başka, karganın meyli leşe...
Nefsine kul olandan kaç, ardına bakma sakın,
Allah korkusu olmayanda, vicdan döner ateşe!
Unutma! "Hakk" diyenin hasmı çoktur cihanda,
Lakin kulun kapısı birdir, o da Yaradan’da.
Dünya dar gelse de zulme dilsiz kalma yiğidim,
Haksızlık karşısında susmak, yakışmaz imana.
Şu necis hayat bayatladı, kokusu sardı bizi,
Az mı bizim kabahatimiz, silmedik kiri izi?
Herkes nefsi derdine düşüp gemiyi delerse,
Raydan çıkar bu tren, kim kurtarır hepimizi?
Ümmet derin uykuda, rüyalar yalan dolan,
Gemi batarken mi gelecek akla ümmet olan?
Kendi elimizle ördük bu karanlık sonu biz,
Ne zaman duyulacak o nida, kalplerde kalan?
Hatırla! Firavun kaçabildi mi ölüm elinden?
Herkes tadacak o acıyı, kurtuluş yok ecelden.
Ey zalim! Sanma ki Rabbin habersiz yaptıklarından,
Gözlerin yuvasından fırlayacağı o gün, çok yakın şimdiden!
Kayıt Tarihi : 3.2.2026 08:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!