Bulutlar çekildi, yağmur küsülü
Toprağın bağrında dertler asılı
Bozkırın rengi bak, sarı nesili
Köşektaş çölleşen bir diyar oldu.
Musluklar tıslıyor, güğümler bomboş
Bir bardak su için haller pek nahoş
Susuzluk ateşi ediyor sarhoş
İçmeye su bulmak bir hayal oldu.
Göllüpınar derdik, adı göl kaldı
Çamuru çatladı, rengi sarardı
O coşkun akıştan eser kalmadı
Damlası toprağa bir masal oldu.
Sazlıklar kurudu, sesler kesildi
Kurbağa vırağı mazi seçildi
Doğanın bağrına kefen biçildi
Bozkırın neşesi bir zindan oldu.
Vahşi sulamanın arkası gelmez
Salma su verenler sonunu bilmez
Biterse bu kaynak, yüzümüz gülmez
İsrafın bedeli bir hüsran oldu.
Pancara, yoncaya suyu saldılar
Torunun hakkını bugün çaldılar
Geriye sadece tozlar bıraktılar
Köşektaş çöllere bir emsal oldu.
Eskibağ kurudu, gazel döküyor
Bademler, alıçlar boyun büküyor
Çiftçiler tarladan umut söküyor
Yeşeren o bağlar bir hazan oldu.
Çeşmeler suyunu derinden çeker
Susuzluk tarlaya ayrılık eker
Körçeşme ağlarken, kurnası teker
Damlaya hasretlik bir imtihan oldu.
Sivri’nin başında duman tütmüyor
Kuruyan derede bülbül ötmüyor
Emeğin karşılığı, güce yetmiyor
Bereketli toprak bir ziyan oldu.
Çoraklık mevkisi toza büründü
Ekinler başakta yere süründü
Eskiden su akan cennet göründü
Maziye karışan bir yalan oldu.
Göllüpınar tadı yok, su olmayınca
Kazanlar kaynamaz, kap dolmayınca
Köşektaş ağlıyor, gül açmayınca
Kuruyan pınarlar bir figan oldu.
Kayıt Tarihi : 14.1.2026 16:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!